19 Ocak 2015 Pazartesi

Bu Hafta

Kısa bir sessizliğe gömüldüm. Sadece blogda değil genel olarak gündelik yaşantımda da. Yataktan hiç çıkasım yok mesela, ki açıkmadıkça çıkmıyorum da. Bir anım ötekine uymuyor. Evin içinde kaşları çatık, hayattan bezmiş, patlamaya hazır bir bombayım sanki ama inanın patlamaya da halim yok. Bana ne oldu bilmiyorum ama iyi şeyler olmamış belli ki. Gittikçe içime kapanmaya başladığım bir dönemde olduğumu hissediyorum. Çok sürmez gerçi daha önce de olmuştu böyle. Ben yine gülecek nedenler bulurum kendime. Ama uzaklara gitmeye şimdi her şeyden çok ihtiyacım var. Dün izlediğim filmdeki gibi, beni bir mola yerinden unutsalar sonra ben de kendi hayatımın macerasını kendim yazsam, bir süreliğine. Alıştığım -veya alıştırıldığım- hayata, mecburi sorumluluklara karşı kafa tutsam ,bir süreliğine, ve uzun bir tren yolculuğu yapsam. İndiğim yerdeki her şey ve herkes bana yabancı olsa ve ben herkese yabancı olsam. Sonra bu yabancıya herkes nazik davransa ve ben içimdeki huzuru gün ışığına çıkarsam. Öyle hissediyorum ki, içimdeki huzur gün ışığına çıkmaya çıkmaya bir vampire dönüştü, çıktığı an ölüverecek. Ama işte hiç bir türlüsü iyi değil bu hallerin.
Hal böyleyken ben bu hafta ne yaptım?
* Taşınacaktım ama taşınamadım.
* Saçlarımı maviye boyadım. "Depresyon halleri-1" mi dersiniz? Yok be o kadar da değil. Geçici boyaydı. Anlık heves ettim, merak ettim boyadım. Ama 3 saat sonrasına bir şey kalmadı zaten, uçtu gitti. Şimdi daha kaliteli ve uzun süre dayanıklı olanını arıyorum. Hazır evdeyim, en fazla bakkala gidiyorum mavi bir saçtan zarar gelmez.
* Günlük yazdım. Hislerime dair.
Her ne kadar iç bunaltıcı sorular üzerine yazdımsa da sayfa aralarında hep komik karikatürler çizdim, iyiye işaret olarak :)
* Bir arkadaşım için doğum günü kartı hazırladım. İçine özel bir şeyler yazıp yapıştırdım her kelimeyi ayrı ayrı. Her şeyi ile el yapımı sevimli bir kart oldu. Ama ben bu kadar sevineceğini tahmin etmemiştim açıkçası, hatta çekingendim. Doğum gününe hediyesiz gitmenin mahcubiyeti ile kartı da herkesin içinde veremedim, çantasına koydum. Ne bileyim sanki insanlar bu tarz şeylere kıymet vermiyor artık. Bir de alay edenleri bile oluyor. O gün oradakiler ne yapar bilemediğim için ben gizledim kartımı herkesten. Ama sahibesi çok sevindi, nasıl teşekkür etse bilemedi."Bu benim için her şeyden kıymetli" dedi. Ben de çok sevindim tabii ki. Kartpostalları yaşatma sevdam tüm inadım ile devam ediyor hala :)
* Film izliyorum her gün. Bir de izlediklerimden esinlenerek bir liste yaptım blogun sağ tarafında "sempatik filmler listesi" diye. Orayı da sürekli güncelleyeceğim. Ara ara kontrol ederseniz kendimi yalnız hissetmem :)
* Harry Potter tüm serisini de yeni baştan izlemeye başladım- başladık hatta. Özlemişim epey.
* Geçen yaz aldığım bir kitaba başladım, nihayet. "Kırmızı Pazartesi"yi okuyorum.
Dediğim gibi genel olarak yataktan çıkmadığım için aktivitelerim de bunlarla sınırlı kaldı bu hafta. Defteri kalemi elime almaktan vazgeçecek kadar henüz vazgeçmedim kendimden neyse ki. Lafı geçmişken kullandığım defterleri de bu post ile eklemiş olayım. Mavi defterim, günlüğüm. Bir önceki postta bahsettiğim kedili ajandam ve geçen yıl düzenli tuttuğum bu yıl ara verdiğim kelime defterim. Göz atmak için onu da yatağımın yakınında tutuyorum
Gördüğünüz gibi benim acil silkelenmeye ihtiyacım var. Ne yapsam ne etsem? Meditasyonu hiç araştırmadım bu zamana kadar, acaba bir göz atsam mı? Gerçekte gidemediğim yabancı diyarlara meditasyon götürür mü beni?
Yar bana bir eğlence, nolur! Aman diyeyim, üzerinize afiyet. İç sesim biraz karanlıktı bugün ama mazur görün artık.

Sevgiler,
İlham Kedisi



Share:

2 yorum:

  1. içsesim benimde doğum iznine ayrıldığımdan beri karamsar çok yorgunluğun getireleri bunlar ...

    YanıtlaSil
  2. En yorucu aktivite de düşüne düşüne beyni kemirme aktivitesi. Zira benim başıma ne geliyorsa tam olarak bundan geliyor tüm yorgunluğum da bana hayırlı gelmiyor işte. Ahh ah ne yapsak nerelere gitsek dinlensek? Bir hamak alıp sallansak belki :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com