26 Aralık 2017 Salı

İyi ki vardın 2017!

Yenilenmem gerektiğini hissediyorum.

Kendi kendime şu ''yeni yıl yenilikler getirir'' algısını yıktığımı düşünüyorum. Çünkü yılın son evresinde ben harika şeyler başarır oldum

Daha öncelerde de yeni yıldan beklentilerimizi küçültmemiz gerektiğine dair bir yazı yazmıştım. Şimdi de aynısını söylüyorum. Çünkü ben de her seferinde her yeni yıla, bir kaplan muamelesi yapıyor ve benim başaramadıklarımı onun başarmasını bekliyorum. Aslında kendimden bekliyorum da işte, ya birine ya bir şeye yıkmamız gerekiyor ya başarısızlıkları. Hazır yıl bitiyorken diyoruz ki, aaa durun onu günah keçisi yapalım. Evet eski yıl yapamadı, tu kaka, ama sen yaparsın be yeni yıl. Aslan yeni yıl!

Hiç üzerine gelmeyin eski yılın. Görmek istediklerimizi görüyor ve yaşadığımızı sandığımız şeylerle yaşamımızı sınırlandırıyoruz hepsi bu. Fi tarihinde de biz böyleydik, uzay çağında da böyle olacağız. Bir kere şunu bir düzeltelim. Yeni yıldan değil, ne bekliyorsak kendimizden bekliyoruz. İyi de ne bekliyoruz, neden bekliyoruz? Hareket etmeyi beceremediğimiz için sadece bekliyor muyuz? Ben öyle yapıyorum, yalan yok. Etrafım beni sürekli erteleyen şeylerle çevrili. Ben öyle diyorum ve inanıyorum çünkü. Yanlış anlaşılmasın, her ne kadar bu söylediklerimle çeliştiğini bilsem de hala kendime söz geçiremiyorum. Bahanelerimin gerçekten önemli sebepler olduğunu düşünüp, keyif aldığım veya asıl yapmam gereken, bana değer katacak şeyleri ertelemeye devam ediyorum.
Kitap okumuyorum.
Blog yazmıyorum.
Neredeyse hiç yeni bir müzik dinlemiyorum.
Yeni birşey keşfetmiyorum.
Herşeye bakıp geçiyor ve yine bahanelerime dönüyorum.
Son dönemlerimi hep böyle geçirdim. Ve belki bir süre daha bu şekilde devam edeceğim. Ama şunu biliyorum ki, en azından farkındayım ahmaklığımın ve bu birşeyleri değiştirmeme neden olacak. Mesela az önce buna inat birşey yaptım. Yarın giyeceğim gömleği ütülemeyi erteledim ve geldim buraya yazı yazıyorum. Çünkü eminim ki o gömleği ütüledikten sonra buraya gelmeyeceğim. Belki bir gömlek daha ütüleyeceğim, ya da saçma bir başka ev işi daha önüme gerilecek, sonra uykum gelecek ama ben yazı yazmayacağım.

Yenileneceğim diyordum. Evet inanıyorum kendime. İnanılanın aksine, yeni yıl değil hala içinde olduğumuz yıl, gitmeden bana son kıyaklarını yaptı. Başlıyorum anlatmaya..

Önce karşıma minik bi kedi çıkardı. Hasta olduğunu fark ettiğim bu veled-i kediyi iki hafta boyunca tedavi ettirdim. Bu süreçte yuva aramakla, sahiplenmek arasında gittim geldim. Derken bir baktım, minik iyileşmiş, koyun koyuna uyuyoruz. Fındık ile evin içinde dört nala koşuyorlar. Ailemizin yeni bir üyesi, bizim de yeni bir hayatımız oluvermiş daha yıl bitmeden.


Kendime iyi bakmaya karar vermiştim ama bir türlü başlayamıyordum. Sürekli kilo alıyorum, şişkinliğim var, ne yesem dokunuyor diye söylenmelerim bir yana, bir de gerçekten mutsuz hissediyordum. Sağlıklı beslenmeli, sağlıklı beslenmeli, sağlıklı beslenmeli... İyi de nasıl? Çok basit, evde yemek yaparak.Ve yanında işe taşıyarak. Sadece ne yediğimin farkında olarak, bana dokunanları günlük yaşantımda kontrol ederek ve keyifle yemek yiyerek kısa bir sürede 4 kilo verdiğimi fark ettiğimde hala yılın son ayındaydım. Bir de spora gidiyordum yeniden. Mis gibiydim. Yani gözümde deve yaptığım konuyu başarmak da o kadar zor değilmiş, görmüş oldum.


Hiç aklımda yokken, taşındım. Böyle dedim durdum ama sonradan fark ettim ki, aslında aklımda olan ama cesaret edemediğim için kaçtığım bir meseleydi bu da. Sadece taşınacağımız ev karşımıza bir anda çıkmıştı ve bir hafta içinde taşınmıştık. İşin şok edici ve akılda olmayan tek kısmı buydu. 
Neredeyse 3 yıldır yaşadığım evden, 4 gün içinde kolilerle çıkışım gerçek bir başarı hikayesiydi bana sorarsanız. Korktuğum şey başıma gelmişti ve herşeyle tek başıma ilgilenmem gerekiyordu. Toparlanmak, yeni evin işleri, iptaller, yeni abonelikler, eşyalar, kediler, derken içinde uyuduğum darmadağınık bir oda... Tüm bu keşmekeş kabus gibi geldiyse de şimdi yeni evimizde koltuğa yayılmış vaziyette, sol tarafımda zibidilik yapan kedilerimle ve tam karşımda yeniden kurmuş olduğumuz yılbaşı ağacının ışıltısında bu yazıyı yazıyorken, hala bitmek üzere olan yıldayız.


Toparlanırken ne kadar gereksiz bir şekilde kalabalık yaşadığımı fark ettim. Yeni evimiz 1+1'di. Ve ben 3+1 evden taşınıyordum. Hal böyle olunca da, göbek adım olan 'yayıntı'ya bir çeki düzen vermem şart olmuştu. En yayıldığımsa gardırobumdu. İçinde bir ben yoktum ama ne manaysa ben aynı şeyleri giyer dururdum. Sonra oraya yeni bi kılık kıyafet üyesi katılırdı ben bir süre sonra yine aynı şeyleri giymeye devam ederdim. Bunu çakalladığımda ve kolilere sığamadığımda kendime şunu söyledim. ''At! Allah aşkına at Arzu! Ya birine ver ya da napıyosan yap bunları.'' İçimden çıkan anne atasözü haklıydı. Böylece ben başladım ıvırları zıvırları ayırmaya, vermeye ve satmaya. Aynen bi de sattım yani aralarından. Hala da elime geçen giymediklerimi, az giydiklerimi satmaya devam ediyorum. Ben bunu yaparken yaparken, kendi kendime şu fikri benimsemeye başlamıştım. ''Bundan sonra birşey almak istiyorsam, onun yerine birşey dolaptan eksilecek.'' Gaddarca değil mi, I know! Ama bu düşünce bile beni mağazalara girmekten alıkoymaya yetti. Sonra dedim ki, ya şu minimaller nasıl beceriyo bu işi, bi de ona bakayım. Dün ilhamımı buldum ve şiddetle öneriyorum;

Minimalism: A Documentary About The Important Things.

Bu belgesel ile aydınlanmam ve azalma yolunda attığım adımların ne kadar yerinde olduğunu bir kere daha anladım ve işe koyuldum. Bugun yine gardırobumdan baya birşey azalttım. Amacım olabildiğince minimum bir sayıda kıyafetle önümüzdeki 3 ayı geçirmek ve gerçekte neleri giydiğimi görmek. Ve aslına bakarsanız sayı 33. Bu Proje 333 diye geçiyor ve amaç kapsül bir gardıropla işlerin ne kadar kolaylaştığını görmek. Hala tam bu sayıya inemedim bugün. Sanıyorum 50 gibi bir rakamdayım, ayakkabılar, paltolar ve çantalar da dahil olmak üzere. Ama kendime zaman veriyorum çünkü yaklaştım. Yapabildiğimde yaşayacağım hafiflik beni heyecandırıyor ve inanılmaz motive ediyor. Daha şimdiden dolabım ferahladı ve kapağını açtığımda üzerime birşeyler yuvarlanmıyor. Sadeleşme kararımı verdiğimde de hala yeni yıla girmiş değildik ve herşey yolunda gidiyor. (Projeyi daha güzel uygulayabiliyor olduğumda size daha detaylı anlatacağım.)

Geçen senenin sonlarında kendime bir '' yeni yılda yaşanacaklar listesi '' yapmıştım. Sözde olabildiğince hafif maddeleri vardı ama ilk maddesi şuydu. ''Yeni bir iş ve yaşanacak yeni bir ülke bul.'' Vay canına diyorum şimdi kendime. Yeni bir iş, hala vazgeçmediğim bir hedef ama daha zamanı var. Bunu da şimdiki yeni yıla iteleyemem o yüzden. Yeni bir ülke, resmen bir kaçış dileğiymiş bunu fark ediyorum. Huzursuz ve bıkkın dönemlerimin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Çünkü şu an tam tersine şöyle diyebiliyorum; nereye ait hissediyorsam orada yaşarım. Ait hissetmem için de ardımda bırakmak istemediklerim var. Çekirdek ailem benimle gelirse her yerde, evet her yerde yaşarım.

Huzur evimiz olsun. Yeni yılda da, bitmekte olan ama hala eskimeyen bu yılda da. Bu sefer liste yapmıyorum. Çünkü yapmam gerekenleri ve neleri yapabilecek güçte olduğumu biliyorum. İhtiyacım biraz olsun cesaret ve bir adım atarak başlamak. Bunu da yeni yıla iteleyemem. Bunu bana ancak ben yaptırabilirim.


Seviyorum seni eskimeyen yıl, 2017. İyi ki vardın.




Sevgiler,
İlham Kedisi

Dolap uygualamasında sattıklarımı merak ederseniz buraya bi tık; https://dolap.com/profil/ilhamkedisi

Instagramda neler oluyor diye merak ederseniz buraya bi tık; ilhamkedisi

Share:

1 yorum:

  1. Ev taşımak fena halde yorucu bir iş.Ailecek yaparken bile günlerce yerimden kalkamamıştım.Gerçekten tebrik ederim,kendinle gurur duymalısın.Yılbaşı ağaçlı,kedili yuvanda güzel günlerin olsun...bir de şimdiden huzurlu ve mutlu yıllar dilerim ^^

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com