Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Etkinlikler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Apartman Sohbetleri #8 '"Bütün Çılgınlar Sever Beni"

Çok ara verdim gibi görünse de bu meydan okumanın bitmesini hiç istemediğimden yazmalara kıyamıyorum desem bana inanır mısınız? İnanmadınız, peki. Çok yoğunum be blog, öyle böyle değil! Ama zaman yaratmak için en küçük anı bile değerlendirmek zorundayım artık. Kendimi buna zorluyorum. O yüzden öğle arasında geçtim bilgisayarın karşısına ve sana yazıyorum. Nasıl yani? Bu kız hostes değil miydi yahu? Öğle arası mı oluyor onlarda da gibi bir kafa karışıklığı yaşar gibi olduysanız eğer, hemen olduğunuz yerde kalın. Çünkü birtakım geçici değişiklikler söz konusu. Açıklayayım. Mart ayı itibariyle bir ay boyunca yerde ve normal mesai düzeninde çalışacağım. Yani adeta normal bir insan olacağım. Damarlarında basınç dolaşan bir insan için, böylesine düzenli bir hayat başlarda zor gibi görünse de şu an halimden fazlasıyla mutluyum. Haftasonları düzenli boş günümün olması, sabahları kalktığım saatin belli olması, eve kaçta geleceğimin belli olması… Yani işin özüne bakarsak, birşeylerin ‘’belli’...

Bekle beni YouTube!

2018'e kadar yapmak istediklerimi yazdığım bir liste var. Sonu açık bir liste. Sürekli bir yenisini eklemeye müsait. Önemli olan tek şey, 2018'e ulaşmadan bunları yapabilmem. Hepsini yapabilirsem, benden mutlusu olmayacak. Ama ola ki yapamadım, bir sonraki yıla bayıla bayıla devredeceğim onları. Bu böyle sürüp gidebilir. Eski maddeler, yeni maddelerin arasına karışabilir. Ta ki, gerçek olacakları güne kadar aklımın bir köşesinde kalabilirler. Evet, şimdi gelelim bu maddelerde yazdığım ve en nihayetinde gerçekleştirdiğim bir şeye... Belki 2016'nın başından beri aklımda olan, acaba nasıl olur diye yer yer düşündüğüm bir şeyi gerçekleştirdim. Ve tam az önce bu bahsettiğim yeni yıl listesini elime alıp, o maddenin üzerini keyifle çizdim. Ben öyle yeni bir şeye giriştim ki! (Ver gerilim müziğini) Ama hakikaten olur mu olmaz mı, ay nasıl yaparımlarla geçirdiğim aylar sonunda oldu bitti! Hazır mıyız duymaya? Öhöm öhöm! Açıklıyoruuum. Ve... Ve... Ve İlham Kedisi art...

(16) (17) (18) Bezelye, Koç, Konser

Size hem el yazımı gösterip hem de müthiş bezelye yemeği sırrımı paylaştım hanımlar! Uyduruktan karalamalarımı göstermek istemedim. Yemek not defterimde her şeyi ilkokul çocuğuna anlatır gibi yazıyorum genelde. Bi kaç yıldır yemek yapmaya başladığım için henüz bu işte başlangıç düzeyindeyim, hor görmeyin. İşte benim yazım, tombik harflerden oluşan comic sans'ın yandan yemiş hali :)  17. gün sorusuna geçebilirim. Burcum Koç, yükselenim Aslan. Aslan yelesi saçlarımı yükselenimden almışım. Annem daha iyi anlar bu burç işlerinden. Ama ona kalsa Keçi burcuyum gerçi de. Vallahi inan tam bilmiyorum burcumun hangi yönlerini almışım. Dışa dönüklük dışındakilerin çok farkında değilim. İlk gittiğim konser sorulmuş. Sanırım Fanta Gençlik Festivali idi. Beyaz, Sertap Erener ve Emre Aydın üçlüsü olanına gitmiştik annem, kardeşim ve ben. Kuşadası'ndaydı. Ondan önce mi sonra mı tam emin olamadığım bir konser de belediyenin getirdiği Grup Seksendört konseriydi. Soru tam bugünün sorusuymuş...

Biri Challenge mi dedi?

Evet biri bana bir challenge'den bahsetti. Bloglar arası bir meydan okuma. Mutlu Keçicim geçen gün buluştuğumuzda bahsetti, sen de yaz sen de dedi. Neden olmasın dedim. Keyifle takip ederim meydan okuma konulu yazıları. Ama bir gün başına oturup yazmışlığım olmamıştı. Eh gün bu gündür efenim! Saçaklı'nın Not Defteri çok eğlenceli bir meydan okuma listesi hazırlamış. Günlerdir yoğunluktan başlayamadım yazmaya. Haliyle şu an katılanlar 6. gündeler. Ben baştan başlarsam yakalayamamaktan korktuğum için hemen 6. güne zıplayıp yazayım diyorum, Saçaklı bu duruma ne der acaba? Kızmaz bence, hem ben de tüm yazılar bitince geriye dönük 5 günü yazar bitiririm. Böylece kimselerden geri kalmam :) Merak edenleri Saçaklı'nın sayfası na alalım önce. Ama sonra geri gelin bana çünkü yazacaklarım var! Başlıyoruuuz! Sevgiler, İlham Kedisi

Karanlıkta Diyalog

Geçen pazar çok özel bir şey yaptık. Sıcağı sıcağına yazmayı çok istesem de bir türlü yoğun programımdan başımı kaldırıp yazamadım. Daha İzmir'de olduğum zamanlarda rast gele karşıma çıkmıştı bu etkinliğin ismi. Sonra sözlüklerde biraz araştırmış, konusunu çok ilginç bulmuş ancak İstanbul'da oluşu itibariyle katılma ihtimalim üzerine hiç kafa yormamıştım. Geçen pazardan önceki pazar dizili bir cumartesi yapmıştık Mutlu Keçi ile hatırlarsanız. O gün karar verdik bu etkinliğe gitmeye. Onların ne zamandır aklındaymış zaten. Nereye mi gidiyoruz? "Karanlıkta Diyalog"için Gayrettepe metro istasyonuna.  Öncelikle şunu söyleyeyim, bu etkinlikle ilgili ben ne yazarsam yazayım, siz ne okursanız okuyun hiç biri gittiğinizde ne yaşayacağınızı, ne hissedeceğinizi tahmin etmenize imkan veremeyek. Herkesin deneyimleyeceği şey bambaşka olacak buna eminim.  K a r a n l ı k t a  D i y a l o g  , bir buçuk saat boyunca en ufak bir ışığın bile olmadığı zifiri bir karanlıkta e...

Dizili Cumartesi "Pushing Daisies"

İnsanın sıkıldığı zamanlarda geceyi beraber geçirebileceği dostları olması çok kıymetli bir şey... Eskiden arkadaşlarda kalmak haylazlık üzerine kurgulanmış bir şeyken şimdi tek derdimiz beraberken bir tatlı huzur sahibi olabilmek. Yaşlanıyor muyuz ne? Uzun zamandır ilk defa haftasonu tatilim oldu. Hem de öyle tek tek değil, cumayı da içine alarak peş peşe ! Cumartesiyi pek bi mutlu keçiciğimle geçirdik. Keyifli bir akşam yemeği, pencereden bizi izleyen minnak kedileri beslememiz, sonucu olmayan uzun sohbetlerimiz, Kekik hanım ve bir dizi keşfi cumartesi gecemizin başlıklarıydı kısaca :) Gelelim dizi keşfimize; " Pushing Daisies ". Birşeyler izlesek, ama ne izlesek? Şöyle çerezlik bir dizi olsa, beraber başlasak? Keçiciğim hemen blog arşivlerinden seçenekler sunmaya başladı ve konusunu okuduğunda hemen bu dizide karar kıldık.Türü kara mizah, polisiye olarak belirlenmiş. Konusu ise oldukça tuhaf. Ned adındaki başrol karakterimizin çocukken keşfettiği ve iyi mi kötü...

Hayat Kaçık Bir Uykudur

Çok değil iki gün önce histerikli gibi aynı şarkıları dinleme krizim tutmuştu. Dinlemeyi özlediğim grup ise belliydi, Redd. Tüm albümlerin şarkılarını defalarca başa sardım. Arada bu zamanlarda oluyor bana. Redd mevsimim diye birşey var galiba. Bir de İstanbul'a geldiğimden beri konsere gitme ve avaz avaz şarkı söyleme isteğim. Bu iki isteğim için biraz internette bakındığımda dibimde ve iki gün sonraya Redd konseri olduğunu gördüm. Hissettim mi nedir? Hemen uçamadım havalara çünkü çalışıp çalışmayacağım belli değildi. Gidemem heralde dedim ama içim kaynadı bi kere. Her şey bir gün önce programıma düşecek uçuşa bağlıydı. Tam yolunda gitti herşey ve ben cumartesi sabah mesaimi bitirdim, geceki konser için imkan yaratabilirdim. Arkadaş hatrına çiğ tavuk yiyebilecek bir arkadaşım var,ki kendisi vejeteryan. Kıramadı beni ve sadece tek bir şarkısını bildiği grubun konserine geldi benimle. Ne kadar çok bağırıp, ne kadar çok şarkı söylediğimi görmeliydiniz. Tam bu noktada çiğ tavuk devre...

Kitaplar ve Ocak

Ocak ayını ilk defa hissederek yaşadım. Bunda okul telaşlarından çoktan kurtulmuş ve iş ararken kendimi hobilerime vermiş olmamın büyük bir katkısı var. Kendimle baş başa kalınca, yaşadığım günleri ayları hisseder oldum. Çünkü mecburiyetlerim yok, sadece ben ve iç sesim var. İç sesim çok konuşur benim o yüzdendir ki blogda da iç ses yazılarım aldı başını gidiyor. Ama ben içten içe konuştukça rahatlıyorum bir şekilde. kaynak Ocak ayında en sevindiğim şey de kitap okumaya zaman ayırabilmiş olmam. Okul varken ders kitaplarından başka bir kitap okuyamadığım yetmezmiş gibi bir de sınav streslerinden ne okuduğumdan keyif alıyordum ne de zamanımı kaliteli kullanabiliyordum. Ama bu ay aldım kitabımı geçtim yatağa. Az da olsa illa ki bir iki sayfa kurcaladım ve derken 3 kitap bitirdim. Biliyorum bir rekor değil ama benim için şimdilik yeterli bir sayı. Önce " Sen Dünyaya Gelmeden "i bitirdim ve değerlendirmesini de şurada yaptım hatırlarsanız. Sonra Gabriel Marquez 'in ...

2Balık 1Kedi'den Takas Kitap Etkinliği

Elimde çok güzel bir etkinlik keşfi var. Sonra duyduk duymadık demeyin diye şimdi hemen söylüyorum.  Bu bir " Takas Kitap Etkinliği "dir ve 2 Balık 1 Kedi ' nin fikridir. Katılmak isteyenlerin takas etmek istediği en az 3 kitabı belirlemesi ve katılmak istediğini mail ile  2balik1kedi@gmail.com adresine bildirmesi yeterli. Etkinliğin ikinci el kitap sevdalıları için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Katılım olması halinde katılımcılar arasında kura ile eşleşme olacakmış ve böylece istediğimiz kitapları birbirimizden seçebilecekmişiz. Ben kütüphanemi paylaşmayı çok sevmem, ne yalan söyleyeyim. Hatta okuduğum kitaplardan kütüphane yapma planım bile var o yüzden hep kitap sayımı arttırmaya çalışırım. Sen böyleyken nasıl oldu da sıcak baktın bu takas işine derseniz taşınma sürecinde kitaplığımı toplamam beni harekete geçirdi. Bir heves alıp bana hitap etmediği için yarım bıraktığım ve bir daha baştan başlamayı düşünmediğim kitaplar, aynı kitaptan nasıl olduğunu anla...

Mutlu bir kış için "Yardım"

Sevgili kış... Kışın ilk gününde atıp tuttuklarım için ne desen haklısın. Sen ne biçim kışsın diye haykırışlarımı hatırlayıp utanıyorum şu an. Bakıyorum da ortalığı kırdın geçirdin. Elin de pek bolmuş, neredeyse İzmir hariç her memlekette kar var. İzmir de pek soğuk bu sayede. Tepede güneş parlaklığıyla göz alıcı olsa da ısıtma konusu açılınca bulutların arkasında saklanıyor hemen. Hal böyle olunca bize de rüzgarı, fırtınası acayip ıslıklı ayaz günler kalıyor. Herkesin bildiği üzere İzmir için 0 derece de ölümcül soğuk sayılabiliyor. En sevdiğim kış modası var şimdi sokaklarda. Kazak üzeri kazak artı mont modası. Bere ve atkıların yardımıyla da soğuya yer bırakmayan robokop moda haftası yürümeleri. Kırmızı burun bu haftaların vazgeçilmez parçası. Neden bilmem, ben böyle soğuk zamanlarda donsam da içten içe bir mutluyumdur. Herkes şikayet eder, "uf bu ne soğuk ya" diye ben de "sorma yaa" derim ama içimden de gülümserim. Alıp o soğuğu öpesim gelir. Kışa aşkım bi başk...