12 Nisan 2015 Pazar

Sen de iyi ki doğdun!

Bir diyeceğim daha vardı, anlatmazsam olmaz.
İstanbul'a gelmeden iki gün önce doğum günümdü.  Hem veda hem doğum günü dedik bir kaç arkadaşla çıktık buluştuk o gün.
Yemek yiyeceğimiz yer Alsancak'ta La Puerta diye çok hoş retro havası olan bir mekan. Tarih 3 Nisan.
Bu detaylar birazdan anlatacağım hikaye için çok önemli bir belge niteliğinde, o yüzden not düşelim.
Arkadaşları beklerken bir ara makyaj tazelemeye tuvalete gittim. Aynanın karşısında iki kızız. Yanımdaki kız biraz sinir biraz şaşkınlık karışımı oflaya puflaya aynada saçını temizliyor. Sözde birbirimize bakmıyoruz ama aynada sürekli göz göze geliyoruz. Bir geliyoruz, iki geliyoruz en sonunda biraz uzun takılı kalıyor gözlerimiz birbirimizde. Aynadan yansıyan gözlerimiz bir anlık sinerji yakalıyor ve kız bombayı patlatıyor; "Kuş sıçtı da kafama!". Bu kez ikimiz de gülme ile karışık hayretlerdeyiz derken ekliyor;
    "Bir de bugün doğum günüm!"
    "Neee, aaa benim de doğum günüm"
    "Hadi canım ciddi misin?"
    "Benim kafama kuş sıçmadı ama daha."
Biz kaptırdık koyu bir muhabbete kendimizi, bu arada hala tuvaletteyiz. Şanstan, isteklerimizden dem vuruyoruz. Bu arkadaşın adı Irmak imiş. Tanışıyoruz,çok memnun oluyoruz. Hala çok şaşkınız ve arada bir "Şaka gibi ya" diye ünlemler veriyoruz muhabbetimize. O bana okulu bitirmeyi dilediğinden bahsediyor, ben ona pazar günü taşınıyor olduğumdan. En son öyle bir sinerji daha yakalıyoruz ki sarılıveriyoruz birbirimize! Sonra da bu komik anı ölümsüzleştirmek için tuvalette bir fotoğraf çekiliyoruz. Dedik işte, "şaka gibi"!
Muhabbetimizi bitirip ayrılma vakti artık, o da saçını yeterince temizledi zaten.
"İyi ki doğdun, Arzu!"
"Sen de iyi ki doğdun!"
Tek pişmanlığım o çektiği fotoğrafı bana göndermesini istemeyi akıl edememiş olmam.
Eyy 3 Nisan'da La Puerta tuvaletinde bulunan kız! Sesimi duyuyorsan yapman gerekenin ne olduğunu biliyorsun. Komik tesadüfümüzün ölümsüz parçasını bana getir!
Tesadüflerin böylesi en güzeli değil mi sizce de?
kaynak

Sevgiler,
İlham Kedisi

Share:

Bir ben var ki

Herkese merhaba!
Dur bakiyim en son yazımdan beri kaç gün olmuş yazmayalı? Uf çok olmuş, neyse. İnternetsizim, bilgisayarsızım bir de yetmezmiş gibi zat-ı alileri "akıllı" olan telefonum da aramadan başka bir şey yapamaz oldu ve benim elim kolum işte böyle bağlandı. Sonra ne oldu? Hayatımın en dolu bu döneminde paylaşmak istediğim onlarca şey oldu ama sözcükler parmak uçlarıma kadar bile gelemedi.
Taşındım sevgili dostlar, hem de İstanbul'a... Geleli bugün tam bir hafta oluyor. Her şey bir hafta içinde oldu. O kadar çabuktu ki vedalaşamadığım bir çok dostum oldu.
İzmir'den ayrıldığım güne ulaşana kadar bu anı sorunsuz yaşayabileceğime inancım hala yoktu. Kapanmayı bekleyen bavullar, ne götürsemler, peki ya taşıyabilir miyimler, ardımda bırakmak istemediklerim- ki bunlar genellikle bavula sığdıramayıp fotoğraflarıyla bana eşlik eden dostlardı, her kapanışta bir sebeple açılan bavula giren kedilerim -bu arkadaşlar da bavula sığmayıp kalbimde bana eşlik edenler ve derken en nihayetinde tüm çantaları yüklenip o evden çıkışım. Bu kez dönüş biletim olmadığı fikri içimde bir öküzcük olarak zaten yer etmekteydi. Bir de bir şehirden bir şehre taşınıyor olma fikri en baş edemediğimdi. Daha önce de yaşadım benzerini. Lisede, hele bir de o küçük yaşımda, ailemden ayrılıp İzmir'e geldim. Ama o zaman maaile yanımdaydı taşınırken ve ne kadar bırakıp gitseler de yalnız hissetmemiştim kendimi. O gün ise dev yalnız hissettim işte. Büyümek dedikleri... O yüzden de sabahından akşamına biri duygusallık oranı yüzde 'i geçen bir şey sorduğunda benim hazırda bekleyen göz yaşlarım pıt pıt düşer oldu.

Neyse ki İstanbul gelir gelmez beni sardı ve eve gidiş yolunda hooop bir otobüs kazası.Çığlıklar, curcuna, düşenler falan derken evet dedim harbiden İstanbul'a "hoş" geldim. Sonrası geldi zaten. Hemen ertesi gün eğitimlerim başladı ve o tempoya alışmaya çalışırken bir taraftan da kendime bir düzen arama telaşı sardı. Ama bana sorarsanız taşınma konusunda hala işin ciddiyetini kavradığımı söyleyemem. Ne zamanki bir evim, bir odam olacak burada o zaman bu ait hissetme problemini de çözebileceğiz sanırım. Aranızda çokça İstanbullu var biliyorum. Vintage dükkanlarından tutun da farklı etkinliklerine, İzmir'de yoktur ama İstanbul'da var dediğiniz her şeye veya bu şehirle ilgili motivasyon içerikli her önerinize  yorumlarda açım arkadaşlar aç! :)
Tüm düşüncelerden arındığımda ise içimdeki huzuru hissedebiliyorum. Yeni bir başlangıç hiç bu kadar yeni olmamıştı hayatımda. Yeni işim için motivasyonum inanılmaz yüksek.
Yani özünde her şey çok güzel olacak, hele bir ben alışayım.

Kaynak

Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:
Blogger tarafından desteklenmektedir.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com