31 Aralık 2014 Çarşamba

Hayallerin (biraz) sesini kısmak

Yok vazgeçtim. Bu yıl o kadar acımasızca listeler hazırlamayacağım kendime. Geçen yıl hazırladım da ne oldu, gördük. Kendime öyle bir yüklenmişim ki, şunu yap bunu başar şöyle azmet böyle harika ol şimdi dönüp o sayfaları okumayı düşününce bile tüylerim ürperiyor. Kendi kendime iyi dileklerde bulunduğumu sanarken ne çok yüklenmişim öyle! Bir konuya takılmışım ki of yani 10 maddeyse 7'sinde ona atıf var. Herkesin yeni yıldan beklentileri var elbette. Ama ben yeni yıldan beklememişim, kendimden beklemişim. Hal böyle olunca, bir de dileklerde aksaklıklar söz konusu olunca yıl sonu kapanmıyor o defter, dürülüp içinize oturuyor. Ben ettim siz etmeyin.
Ama dilekler olmadan olmuyor biliyorum. O yüzden ben de bir değişiklik yaptım bu sene ve yeni yılda gerçekleştirmeyi dilediğim şeyler listemi keyifli bir hale dönüştürdüm. Gerçekleştiremezsem bile kendime küsmeme neden olmayacak küçük sevimli dilekler hazırladım. İlham alması serbest!

1*   Yeni ev demek yeni oda demek! Yeni odam ile işe başlayabilirim mesela. Bir sürü birikmiş anım var, kartpostallarım, fotoğraflarım ve özlediğim bir çok insan var.Madem öyle, hepsi duvara hepsi hepsi hepsi!
Fikir için Pinterestleyin!
2*   Hazır odamdan bahsetmişken, şu çok özendiğim ışıklardan alıp bu pano işini taçlandıralım mı?
Fikir için Pinterestleyin!
 3*   Ne güzel yaz başında takı yapma işine baya kafayı takmıştım. Boncuklar, kumaşlar, karga burun kerpetenler teşkilat tamamlanıyordu ama ne olduysa oldu bir kutunun içinde kaldı hobim. İki model şeçiyorum kendime ve 365 gün süre veriyorum. Hobiye kaldığı yerden devam edile!
Fikir için Pinterestleyin!
Fikir için Pinterestleyin!
3*   Ukulelem! Minnoş enstrümanım benim. Bu madde senin için. Artık kavuşmanın vakti geldi. Başlangıç için çok yormuyorum kendimi ve diyorum ki haftanın 4 günü mutlaka buluşalım. Şu akor işine de artık bir çözüm bulalım ve ayrılmaz bir ikili olalım yeni yılda! 
4*   Kış bitmeden bir de hediye atkı örmem lazım. Bu konuda baskı yapıyorum işte. Çünkü 3 yıldır verilmiş bir sözüm var ve geçen yıl kendime iki tane ördüm. Çok hainim tamam kapatalım bu konuyu rica ederim.

5*   Bu yıl farklı bir şey yaptım. Son anda keşfettiğim Postcrossing sitesi aracılığıyla hiç tanımadığım beş kişiye kartpostal gönderdim. İki tanesi Rusya'ya üç tanesi Almanya'ya gitti. Şimdi heyecanla onlardan gelecek haberi ve bana gelecek kartpostalları bekliyorum. Bir kaç arkadaşıma da kendi yaptığım kartlardan gönderdim. Küçük mutluluklar gönderdim tanıdık tanımadık insanlara. Bunu daha sık yapmalıyım diyorum. Hem bir kartpostal arşivi sevdası için, hem de bu kartpostal ve mektup alışkanlıklarını kendimce yaşatabilmek için.

Bir de şunu gördüm. Yapmazsam ölürüm!

Tabi ki yine Pinterest!

6*  Biraz ciddileşiyoruz. Nisana kadar yoğun İngilizce çalışmaya başlıyorum. Duvarlar kelime hazinesine dönüşecek. Bu konuda online ne kadar site varsa hepsinden bir deneyeceğim ve sonunda en faydalı olanlarla yoluma devam edeceğim. Nisandan sonra ek olarak Almanca hatırlama çalışmalarına başlıyorum çünkü İngilizce'yi beklersek ohoo yani.
alkışlık tanım 
7*   Son olarak fark ettim ki kendime bir yeni yıl hediyesi vermedim. Bir kaç güne kadar her şeye homurdanmakla meşguldum çünkü. Şu ana kadar yazdığım bu maddeler benim yıl boyunca soluklanacağım duraklar olacak aslında. Kendime yüklenmiyorum dedimse boş duracağım demedim ya. 2015'i keyifli kılacak maddelerdi bunlar. Anlamlı kılmak için yapacağım şeyler başka, zorlu yollar olacak. Ama oldu ya yapamadım yine de bu hediyeyi esirgemeyeceğim kendimden. Geçen yıldan bu yana kendime daha iyi davranacağım. Sonuçta yılları birlikte deviriyoruz.
Teki kaybolmuş bir çorabınız varsa kendinizi böyle şımartabilirsiniz :)

2015'ten oldu ya arada bir öf dediniz, gelin benimle bu maddeleri yapın. Unutun biraz gelecek kaygılarınızı, streslerinizi. Hem zaten ne zaman bir şeyi istediğimizi unutsak, vazgeçsek o şey gerçek olmuyor mu? Büyük ikramiye hep biletini kaybedene, unutana çıkmıyor mu? Başka bir şey istesem olacakmış diyoruz, çünkü az önce gerçek olanı bir zamanlar istediğimizi unutmuştuk. Çok duyduysak bu hikayeleri vardır bir sebebi. Biraz hayallerimizin sesini kısalım bence. Arka fonda güzel tınılara dönüştürelim, kabuslara değil. Her şey olup biterken gerçek oluşlarını izleyelim. Biz yine planlı davranalım ama kendimizi hırpalamayalım ve şu acımasız eleştirileri uzaya fırlatalım. Mutlu bir yıl için mutlu edelim kendimizi işte!




Mutlu yıllar ve sevgiler, 
İlham Kedisi

Share:

23 Aralık 2014 Salı

Yeni Yıla Yeni Kartpostallar Yaptım!



 Şu Pintereste bakarken hem kendimi kaybediyorum hem de içim içimi yiyor insanlar neler yapıyor ya diye. Sonra da bir kıskançlık dalgası yakalıyor niye ben hiç bir şey üretmiyorum ya da bana niye şöyle şeyler yapan yok diye oturup tırnaklarımı kemirmeye başlıyorum. Bu gidişata bir son vermek lazımdı ve ben de en temelden başlayıp bir şeyler tasarlamaya veya uydurmaya başladım.

 Yine Pinterestteki aşırı yaratıcı ve orjinal fikirlerin yanına pek yaklaşamasam da paylaşmaya değer bulduğum için ne yaptım nasıl yaptım size bu postta ondan bahsedeceğim.

 Hazırsak renkli kartonlarımızı çıkaralım, yeni yıl kartpostalları yapıyoruz!




Malzeme listesi;
  • Taba renkte olabildiğince kalın bir karton (tercihe göre başka bir renk seçilebilir ama yeni yıl renkleri kırmızı-yeşile bu rengi daha çok yakıştırıyorum ben) 
  • Desenli craft kağıtlar
    (Ben bu kağıtları herhangi bir kırtasiyeden aldım, KeskinColor markalı)
  • yeşil el işi kağıdı
    (Benim tercih ettiğim bildiğimiz klasik kağıtlardan daha farklı bir dokuya sahip . Dokusu peçeteye çok benziyor o yuzden peçete de kullanabilirsiniz)
  • Kahverengi kalın ip veya kumaş parçaları
  • parlak boncuklar
  • yapışkanlı simler veya simli ojeler
  • likit silikon yapıştırıcı ve prit


Taba renkli kalın kartondan klasik kartpostal boyutlarında 17cmx12cm dikdörtgen bir parça kesiyoruz. Ben ikiye katlayıp tebrik kartı formunda kullanmayı tercih ettim.


Katladıktan sonra ön yüzüne desen çalışmaya başlıyoruz. Öncelikle yeşil el işi kağıdından ince şeritler keserek bunları rulo hale getiriyorum. Rulo hale getirdiğim her bir uzun parçayı ortasından bükerek kartın üzerine yapıştırıyorum. Ruloları ayrı bir zeminde pritleyerek karta yapıştırmanız kartın ön yüzünün yapışkan lekesi olmasını engeller. Diğer aşamaya geçmeden önce oluşturduğumuz yaprak görüntüsünü kurumaya bırakın.




Kuruduktan sonra ağacın gövdesini kahverengi ipler ile oluşturuyorum. Benim kullandığım kalınlıkta bir ip tercih edersiniz yapıştırma işlemini likit silikon ile yapın. Eğer kumaş veya daha ince ipler kullandıysanız prit ile de sağlıklı bir sonuç alabilirsiniz.



Yine kuruduktan sonra en sevdiğim kısma, ağacı süsleme işine başlıyoruz:)

 
Bunun için kırtasiyelerde sulandırılıp kullanılan sim paketlerinden bulamadım ama iyi ki de bulamamışım.
Yazın bir heves aldığım ama tırnaktan çıkma işlemi başa bela olan oje koleksiyonum nihayet daha güzel bir işe yarayarak bana yardımcı oldu.
Renkli küçük boncuklar da çok hoş olabilir. Çok küçük olmayan bir bocuğu da yeni yıl ağacımızın üstüne kondurduk mu tamamdır :)


Süsleme de bittikten sonra sıra desenli craft kağıtlar ile dizaynı tamamlamaya geliyor.  Kartpostalın uzun kenarlarına yapıştırmak için 17cm'lik ikişer tane şerit kesiyorum.
Güzelce pritleyip al ve üst kenarlarla birebir örtüşecek şekilde yapıştırıyorum.




Ve bittiii! 
İnsan yapıştırıp süsleme işlemine başladı mı kendini durduramıyor ve her seferinde yeni bir şey geliyor aklına. Bir kaç tane yapın ki birbirinden farklı detaylara sahip ama aynı görselli güzel kartpostallarınız olsun. 

Bir tanesini de bana gönderirsiniz belki hem :)

Sevgiler,
İlham Kedisi




Share:

Salı Postası


Pazartesi'yi tam da istediğim gibi değerlendirdim. İnanınca çok güzel bir başlangıç günü olabiliyormuş meğer.
Ta taaam! İşte pazartesinin nimetleri! Şu pembeli mavili zarfların içinde ne mi var? Mutluluk. Biri yurtdışına biri yurtiçinde bir yere doğru yola çıktı az önce. Ne zamandır aklımda olan bir şeye kendimi verdim ve oturdum kartpostal tasarladım sevdiceklerime. İlk iki denemem bu sabah sahiplerine kavuşmak için yola çıktı. Onlar kartpostallara henüz kavuşamadan ben bir post yapıp şanslı kişiler için süprizi bozmak zorundayım. Çünkü şunun şurasında yeni yıla bir şeycik kalmadı ve belki siz de sevdiklerinize el emeği bir şeyler yapıp göndermek istersiniz diye fikrimi ve yapılışını sizlerle paylaşacağım. Sonra da seri üretime geçip geri kalan sevgili arkadaşlarımı kartpostala boğmayı düşünüyorum. Belki onlar da benim fikrimi geliştirip yaptıkları kartları bana gönderirler. Ah nerdeee... Sitem mi? Yok canım daha neler.
Takipte kalınız akşama zarfları açıyorum ;)

Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

21 Aralık 2014 Pazar

Kışın İlk Günü


Silkelenmeye ihtiyacım var. Dışarıda da ne yağmur yağıyor ne kar... Benim hayatımda hareket yok bari penceremde olsa. Bir de bugün kış gün dönümü olacak. Dönmeyen talihimde mevsim dönse bari normale. Biraz yağmur sesi dinlesem sonra o temiz toprak kokusunu çeksem içime... Kışın ilk gününden çok şey mi istiyorum acaba?

Uzun süredir hayatıma plan işlemiyor. Uzun, upuzun bir süre oldu mu sahi? Bilemiyorum, zaman acayip bir kavram. Geçip gitsin istediğiniz ama saniye saniye geçen ve o her saniyesini yaşadığınızı hissettiğiniz anlar var ya, işte o anlar 1 dakika da olsa uzundur size. Benim de uzun sürem böyle bir süre. Alışıp gittiğiniz bir düzeni bozduğunuzda yerine yeni bir başlangıç gelir, değişim gelir ama bunun için illa ki bir yerden başlamak gerekir. Kalmazsınız o düzeni bozduğunuz yerde, kalamazsınız. Ben kalakaldım işte. Eylül ayından beri ha taşındık ha taşınacağız. Arkadaşlarımla İzmir'deki her buluşmam ufak çaplı bir veda. Her ay, e biz öbür ay taşınıyoruzlar, ama öbür ay yine aksilikler yine plansızlıklar ve aynı yere çakılıp kalmalar. Başta iyi geliyordu, gitmek istemiyorum çünkü İzmir'den. Ama zaman geçtikçe fark ettim ki ne bir başlangıç yapabiliyorum yeni hayatıma doğru, ne de eski düzenime devam edebiliyorum kaldığım yerden.  Eşyalarımın bir kısmı burda, bir kısmı diğer şehirde. Şimdi iki kedimi de getirdim İzmir'e diğerleri orda mesela. Aklımın bir kısmı burda, bir kısmı orda. Ortadaysa boşa geçip giden plansız günler. Ve ben şimdi ne orda ne de burda kendimi evimde hissetmiyorum. Sanki ben de plansız geçen günler ile ortada kalakalmış gibiyim. İşin kötüsü kaldığım o ortada iyice tembelleşiyorum. İnsan bir şey yapmadıkça daha da bir şey yapmak istemiyor. Tembellik keyifli geldiğinden değil, kendine uzaklaştığından kabuğuna çekilmeye başlıyor. Halbuki ben ne kadar sabırsızımdır, bir heyecan olsun bitsin isterim bazı şeyleri. Bana kalsaydı bu taşınma işi çoktan yapmıştım zaten. Çünkü bu erteleme beni de erteler oldu artık.  Sanırım en çok rahatsız olduğum nokta da, bu ertelemelerin hep kontrolum dışında olması. Kendi uyuşukluğum olsa tek mesele başa çıkarım onunla. Tamam biliyorum, o diyete pazartesi başlayamam ben de ama haftaya çarşamba başlarım mesela, madem kafama koydum. Kızarım kendime sonra oturur sözümü dinlerim. Ama dışsal etkenlere ne laf anlatılıyor ne de sözleri dinleniyor. Demem o ki bu boşvermişlik beni bu kadar sarmalamakla iyi  etmedi.

Buruşturup attıklarımın yerine yeni bir harekete geç listesi yapmam lazım. Aa yarın da pazartesi, başlangıç yapmak için mükemmel(!) bir seçim.

Neyse, ben içimdeki sesi çok susturamadım bugün kusuruma bakılmasın. Bi iç ses köşesi de olmuş oldu blogda. Sizin oralarda kıştan ne haber?
Ha bu arada, ne zaman mı taşınıyoruz? Öbür ay!

Sevgiler,
İlham Kedisi


Share:

7 Aralık 2014 Pazar

Ben kim miyim?

Kısacık bir merhaba deyip ortadan kaybolduğumu sananlara sesleniyorum. Yanıldınız! :) En yakın zamanda geleceğimi söylemiştim ve evet en yakın zaman tam da bugün oluyor ve ben kendimi tanıtmaya geldim. Hoş buldum. İlk deneme yazımı blogumda paylaştığımdan beri sürekli sayfa ziyaret sayısını  izlemekten kendimi alamadım ne yalan söyleyeyim. Bir kaç da olsa bir yerlerde okunduğumu bilmek mutlu etti, devam etmem için de motive etti. Öyle ya da böyle artık tanışma vaktimiz geldi.
İsmim Arzu, nam-ı diğer "İlham Kedisi". Evimde ilhamımı aldığım 2 kedim var. Bahçemde mi? Mm şey, bahçemdeki son sayı 8. Yani ben ilhamımı kedilerden almayayım da kim alsın söyler misin lütfen sevgili okuyucu?
Liseyi ve üniversiteyi biricik şehir İzmir'de okudum ve yarı umutlu yarı umutsuz bir taze mezun olarak iş aramaktayım. Sizlerden farklı bi hikayem olduğu için açmadım bu blogu. Ben kendim gibi olan insanlarla tanışmak, onların hayatlarından bir iki mutluluk hikayesi okumak istedim, beni okuyanların da bende kendilerinden bir şeyler görmesini istedim. İnsanlar ne için paylaşır ki hayatlarını zaten?
Ama beni asıl cesaretlendiren, "Haydi Arzu artık gün blog açma günüdür" dedirten şey yaklaşık üç hafta önce yaptığım Sırbistan gezisiydi. Geçen yıl edindiğim günlüğüm kapağındaki "bon voyage" tasarımımın da etkisiyle bir günlükten öte gezi anılarımın yer aldığı bir defter olmuştu. İlk sayfaları İtalya macerama eşlik edip, sonrasında gelecek seyahat planları için sayfalarında kendimi ikna etmeye çalıştığım bir yer - ki yeni yıl dileklerim bile tamamen yurtdışı planlarımla ilgiliydi, belki ilerleyen günlerde paylaşırım da- ve en son sürpriz bir gezi planı olan Sırbistan ile bana yol arkadaşı oldu. Sonra orada öyle şeyler öyle şeyler oldu ki, her gün defterime not alıp unutmamak üzere ilk adımı başlatmış oldum. Sonra dedim ki, neden günlükler gizlenir? Halbuki içinde ne de faydalı bilgiler vardır, biri okusa hiç bilmediği bi şehirde o günlük sayesinde yolunu bile bulabilir. Sırbistan günlüğüm tam da bununla ilgili ipuçları içerdiği için ben de gelir gelmez paylaşmaya karar verdim.
Gün bu gündür sevgili okuyucu! Umarım okumaktan keyif alacağın yazılar yazarım. Zaman içinde blogumu kategorileştirmeyi düşünüyorum. Sadece bir gezi günlüğü olmayacak yani, çünkü malesef çok gezme şansı olan biri değilim. Kitaplar, filmler ve tabi ki kediler ile ilgili kendi hayatımdan, keşfettiklerimden veya merak ettiklerimlerimden konuşabilirim sizlerle ilerleyen zamanlarda. Ama önce şu blog düzenini de tam öğrenmeliyim.
Defterimden ve renkli kalemlerimden vazgeçemiyorum, o yüzden defterimin yeri benim için hep ayrı. Zaman zaman ondan kısımlar da paylaşıp sizinle duygularımı paylaşabilirim. Zaten Sırbistan ile ilgili gezi yazım fotoğraflarla şenlenerek tamamen onun üzerinden oluşacak
Bir fotoğraf da gelecek yazının ipucu olsun madem. Buraların hareketlenme zamanı geldi. :)
Sevgiler,
İlham Kedisi

Tašmajdan-Belgrade
Share:
Blogger tarafından desteklenmektedir.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com