Ana içeriğe atla

Karpuz

Ha bugün ha yarın derken her seferinde takip ettiğim blogları dahi ancak okuyabilmek ve sonunda bilgisayarı kapatıp uyumak... Yoğunluk ve yorgunluk ne menem ikili. Üstelik kelime olarak da tınıları pek bir aynı, ilginç ve ürpertici.
Saçlarımı kısacık kestirdim. Bu sefer hakikaten kısa oldu. Ense falan hep efil efil. Geçen gün düşündüm de 5-6 yaşlarındaki halime benzemişim bu saçla. O zaman da böyleydi. Minik bir kakülüm vardı bir de. Şimdi daha bir yetişkin saçı da olsa, bir anda o halimi gördüm ve sevindim.
Kısa saçların da yadsınamaz etkisi ile ben iyiden iyiye yaz havasına girdim. Henüz deniz, kum olmasa da yakıcı bir güneş belirmeye başladı ve bu da yetiyor. O cağnım yaz meyvelerine dayanamıyorum ben de. Bu aralar sabah kahvaltım bile şenlikli kocaman bir meyve tabağı. Üzerinde de bolca hindistan cevizi serpiyorum. Sıkılmışım klasik omletli kahvaltılardan, bu bana acayip iyi geliyor. Fazla meyvenin zararlarını duymak dahi istemiyorum. O kadar çok özlemişim ki. O kirazı hele, ah o yok mu! Onlarca yesem yerim.
Dondurma desen, nerde görsem ağzım sulanıyor. Diyet miyet hak getire yani. Verdiğim o beş kiloyu geri almayayım da, zaten daha fazlasını veremeyeceğimi anladım.
Karpuz-peynir keyfinin şeftesini yapamadım henüz bak. Evime gelip karpuz kesecek birine ihtiyacım var. Saçaklı'nın çelincında korkularımızdan bahsetmiştik de hani, ben de bıçak demiştim hatırladınız mı? Onun yadigari olarak karpuz asla kesemiyorum. Karpuz kesmek ile parmak kesmek benim için aynı şey çünkü. Zamanında çok yaşadım ve artık ciddi bir korku haline geldi bende. Mecbur kaldığım zamanlardan biliyorum ellerimi o kadar çok kasıyordum ki keserken, başarısız bir sunum olması sebebiyle yenecek bir tarafı olmuyordu pek zavallının. Ben de bıraktım bu işi sonra. Şimdi tek dileğim benim için karpuz kesecek biri...
Bugünümde bir bayram havası var aslında. Liseden beri samimi olduğum iki arkadaşım bende kalacak bu hafta sonu. Bir kaç saat sonra gidip alacağım birini hatta. Bu bahaneyle evi cillopladım dün bir güzel. O yüzden keyfim epey yerinde. Üçümüz de hiç planlamamışken İstanbul'a taşınmışken bulduk kendimizi. Bu geceki konuşma başlıklarımızdan birini ve akabindeki konuşmaları az çok tahmin edebiliyorum; ''Hayatımız ne kadar değişti!''. Sabaha kadar tartışılıp, geçmişe gidilip, hayaller kurulası bir konu.
Bir de umarım içlerinden biri karpuz kesmeyi biliyordur.
İşte aradığım cesur ruh!

Yazmayı planladığım üç tane gezi yazısı var bu arada. Bugün yarın yazma niyetindeyim ama önce hangisinden başlasam diye size bir sorayım dedim. Soruyorum önce Tel Aviv'e mi uçalım, yoksa Bangkok'a mı? Gelen cevaplar doğrultusunda ben de bir yerden yazma konusunda tetiklenmiş olmayı umuyorum.

Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Bir sırt çantası hazırla Keçiciğim, yarın günübirlik Bangkok'a uçuyoruz! :)

      Sil
  2. Bana hepiciği uyar :)
    Karpuz, bıçak ve kesememe aynen bende de var :)
    Öperim senii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki bi ev kaçamağı yaptım da karpuza doydum iki günde. Yani kısmen... Karpuz peynir bambaşka bi ikili yahu. Şu korkumu yensem öğünlerin yerini de karpuza verebilirim. Bi bakıma korkmam iyi sanırım beni dizginliyor :))
      Muaaah!

      Sil
  3. Havaalanındaki patlamayı okuyup buraya koştum. İyiyim der misin acilen :/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...