17 Haziran 2016 Cuma

Karpuz

Ha bugün ha yarın derken her seferinde takip ettiğim blogları dahi ancak okuyabilmek ve sonunda bilgisayarı kapatıp uyumak... Yoğunluk ve yorgunluk ne menem ikili. Üstelik kelime olarak da tınıları pek bir aynı, ilginç ve ürpertici.
Saçlarımı kısacık kestirdim. Bu sefer hakikaten kısa oldu. Ense falan hep efil efil. Geçen gün düşündüm de 5-6 yaşlarındaki halime benzemişim bu saçla. O zaman da böyleydi. Minik bir kakülüm vardı bir de. Şimdi daha bir yetişkin saçı da olsa, bir anda o halimi gördüm ve sevindim.
Kısa saçların da yadsınamaz etkisi ile ben iyiden iyiye yaz havasına girdim. Henüz deniz, kum olmasa da yakıcı bir güneş belirmeye başladı ve bu da yetiyor. O cağnım yaz meyvelerine dayanamıyorum ben de. Bu aralar sabah kahvaltım bile şenlikli kocaman bir meyve tabağı. Üzerinde de bolca hindistan cevizi serpiyorum. Sıkılmışım klasik omletli kahvaltılardan, bu bana acayip iyi geliyor. Fazla meyvenin zararlarını duymak dahi istemiyorum. O kadar çok özlemişim ki. O kirazı hele, ah o yok mu! Onlarca yesem yerim.
Dondurma desen, nerde görsem ağzım sulanıyor. Diyet miyet hak getire yani. Verdiğim o beş kiloyu geri almayayım da, zaten daha fazlasını veremeyeceğimi anladım.
Karpuz-peynir keyfinin şeftesini yapamadım henüz bak. Evime gelip karpuz kesecek birine ihtiyacım var. Saçaklı'nın çelincında korkularımızdan bahsetmiştik de hani, ben de bıçak demiştim hatırladınız mı? Onun yadigari olarak karpuz asla kesemiyorum. Karpuz kesmek ile parmak kesmek benim için aynı şey çünkü. Zamanında çok yaşadım ve artık ciddi bir korku haline geldi bende. Mecbur kaldığım zamanlardan biliyorum ellerimi o kadar çok kasıyordum ki keserken, başarısız bir sunum olması sebebiyle yenecek bir tarafı olmuyordu pek zavallının. Ben de bıraktım bu işi sonra. Şimdi tek dileğim benim için karpuz kesecek biri...
Bugünümde bir bayram havası var aslında. Liseden beri samimi olduğum iki arkadaşım bende kalacak bu hafta sonu. Bir kaç saat sonra gidip alacağım birini hatta. Bu bahaneyle evi cillopladım dün bir güzel. O yüzden keyfim epey yerinde. Üçümüz de hiç planlamamışken İstanbul'a taşınmışken bulduk kendimizi. Bu geceki konuşma başlıklarımızdan birini ve akabindeki konuşmaları az çok tahmin edebiliyorum; ''Hayatımız ne kadar değişti!''. Sabaha kadar tartışılıp, geçmişe gidilip, hayaller kurulası bir konu.
Bir de umarım içlerinden biri karpuz kesmeyi biliyordur.
İşte aradığım cesur ruh!

Yazmayı planladığım üç tane gezi yazısı var bu arada. Bugün yarın yazma niyetindeyim ama önce hangisinden başlasam diye size bir sorayım dedim. Soruyorum önce Tel Aviv'e mi uçalım, yoksa Bangkok'a mı? Gelen cevaplar doğrultusunda ben de bir yerden yazma konusunda tetiklenmiş olmayı umuyorum.

Sevgiler,
İlham Kedisi

Share:

6 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Bir sırt çantası hazırla Keçiciğim, yarın günübirlik Bangkok'a uçuyoruz! :)

      Sil
  2. Bana hepiciği uyar :)
    Karpuz, bıçak ve kesememe aynen bende de var :)
    Öperim senii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki bi ev kaçamağı yaptım da karpuza doydum iki günde. Yani kısmen... Karpuz peynir bambaşka bi ikili yahu. Şu korkumu yensem öğünlerin yerini de karpuza verebilirim. Bi bakıma korkmam iyi sanırım beni dizginliyor :))
      Muaaah!

      Sil
  3. Havaalanındaki patlamayı okuyup buraya koştum. İyiyim der misin acilen :/

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com