Ana içeriğe atla

Instagram Hikayeleri

Yepyeni bir içerikle karşındayım sevgili blog!

Bu aralar değişik bir şeyler yapma ihtiyacı içerisindeyim. Bu ihtiyaç doğrultusunda planlamaya çalıştığım bir kaç fikrim var aslında. Blogla alakalı ve alakasız olarak farklı bir kaç fikir... Tam oturtamadım bir plana. O yüzden şimdilik bunları geçelim ve  basit bir içerik fikri olan bu yazının konusuna gelelim!

Konumuz, instagram günlükleri, nam-ı diğer instasnap'ler. Daha önce hiç bahsetmedim ama instagramı olabildiğince aktif kullanıyorum.

Şimdilerde instagram ''snapchat''te olan özellikleri de aldı ve bu sayede ben sadece instagramı kullanmak için yeni bir bahane daha edindim. Ve diyorum ki, paylaştığım fotoğraflı hikayeleri blogda da ara ara paylaşayım. Olur mu? Oldu bu iş!


Geçen haftalarda bir pazar günü ''işe gitmek istemiyom ben bu pazar'' diye ağlak ağlak yazmıştım hatırladın mı? Kendime bir cumartesi pazar dilemiştim, burada. Dileğim kabul oldu ve aylar sonra ilk kez hafta sonu boştum. Ard arda, evet! Baya normal mesai düzeninde çalışmak gibi bir şeydi. Cuma günü Pakistan'dan geldim. Doğru ya, Cumaydı bugün, aaa! Öyleyse bunu derhal değerlendirmeli, normal çalışanların yaptığı gibi cuma akşamı dışarı çıkmalıydım.





Hemen normal arkadaşlarımdan birini aradım ve şu meşhur cuma gecesi dışarı çıkma olayına el attım.






( Şöyle gerçekler vardı. Sabaha kadar ucuş yapmıştım, gece uyumamıştım ve gün içinde de sadece 3 saat uyumuş, hemen kendimi sokağa atmıştım. Yine de normallerin arasına karışabildim, fark edilmedim.)







Beer Hall.

Akaretler'deki bu yerin atmosferini çok ama çok seviyorum. İçerideki turistlerin çokluğundan ve country stilinden dolayı, bir an için dışarısının İstanbul olduğunu unutabiliyorsunuz. Keşke müzikleri de daha güzel olsa....







 Klasik bir ''Beer Hall'' sorunsalı, yer bulamamak...
 Yine de bir saat direndik köşelerde ve sonunda başardık!





Cuma gecesini erken bitirip, cumartesi sabahına uyandım. Daha doğrusu cumartesi öğleden sonrasına. Hatta utanmasam, cumartesi akşam üzerine. Aşırı uyudum gerçekten. 




İlla yaşanacak bu cumartesi ya, çıktım dışarı kahvaltılık bir şeyler almaya. Sonra da kendimi şımartmalık güzel bir kahvaltı hazırladım. Daha önce ''Big Chef''de denediğim patlıcan közlemeli omletin aynısının daha bile güzelini yaptım. Fırından tahinli de aldım. Dahası var... Üşenmedim ve her şeyi bahçeye taşıdım. Oh be, cumartesi varmış!






Ne olursa olsun, fazla evde durmaya alışkın olmayan bünyem evde kendine iş çıkarmaya girişti. Evi temizledi. Yetmedi. Odasının panosundakilerden tut da kitaplıktaki kitapların sırasına kadar baştan bir düzen ve sıralama işine girişti. Yetmedi. Salonda bir takım çerçeve asmalı işlere girişti.  Çelikten duvarlarımıza çivi girmek bilmedi. En az 5 çiviyi yamulttuktan sonra sonuç tatmin ediciydi.






Daha da yapacak bir şey bulamayınca, blogda okumalara giriştim. O bitti, sonra Prag ve Budapeşte yazılarını yazdım. Ama görselleri hala anlamadığım bir sebepten ötürü bilgisayarda bulamayınca yine paylaşamadım ve taslaklarda kaldı. Mecburen uyudum.














Pazar günü hava mis gibiydi. Yine müthişli bir kahvaltı yaptım. Keyfim yerindeydi. Pek tabii ki, ben yine evde duramadım. Hani ben evde kalayım, hiç çıkmayayım falan istiyordum. Yalanmış...







Cuma günkü normal arkadaşımı aradım. O da evde sıkılıyormuş, normal olarak. Nişantaşı'na gidip boş boş gezmeye karar verdik. Tamamen plansız, bol muhabbetli bir akşam üstü geçirdik.










City's Nişantaşı'nın üst katındaki ''Mahalle''.

Gelmiş geçmiş en lezzetli zeytinyağı ve zeytinli ekmek ile burada bu Pazar tanıştık!











Bu mağaza ise hayalimdeki evin duvarlarına sahip. Güzel çerçeveler alıp, böyle bir dekorasyon yapmayı çok istiyorum. Belki bir gün... Çaktığım çivilerin kırılmadığı bir evde daha kolay olur sanki. :)








Normal-miş gibi geçen bir haftasonunun ardından anormal yaşantıma geri döndüm. Gece kuşluğu da diyebiliriz belki. Şu yazıyı kaydettiğim saat bile durumu açıklıyor zaten, ben hala niye konuşuyorsam :)
Neyse işte, özetle iyi geldi bu hafta sonu bana. Instagram hikayeleri ile de böylece kalsın burada. Fena durmadı sanki? :)


Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Sevdim ben bu içeriği!! Fotoğraflara kalp kalp kalp ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşasııın! Yaşatırız öyleyse bu içerik fikrini :) Her zaman bu kadar uzun uzun konuşmam belki, bu açılışa özel detaylı oldu :))
      Yoruma da kalp kalp kalp! **

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. E iyi madem ben arada şey ediyim böyle :) hihih*)

      Sil
  3. Merhaba,

    Eğlenceli bir paylaşım. Çiviler bölümü güzeldi :)

    YanıtlaSil
  4. İlhamın nerde ne zaman geleceği belli olmaz... Bir bakmışsın lahor uçağında gelmiş :) tanımayanlar için çok şeker kendisi. Kısmet işte belki size de rastlar... Selamlar.

    YanıtlaSil
  5. Müstakbel evinin duvarlarını süslemek için düşlendiğin o muazzam çerçevelerin içine kendi objektifinden çıkan fotoğrafları koymalısın neden biliyor musun ? Çünkü çektiğin fotoğraflar en az yazdığın metinler kadar iyi dostum ! :)

    YanıtlaSil
  6. Çok şeker bi paylaşım olmuş. Biraz görmemişin cumartesisi olmuş dedirtti gülümseyerek. :) Fotolar da gayet hoş. Keyifliydi. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç sorma hiç! Mesela bir çoklarına gore bugün de cumartesi ama benim için pazartesi sendromu soz konusu, napiim:) Görmemişlik fena şey:) Keyif verdiyse ne mutlu bana:)

      Sevgiler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...