Ana içeriğe atla

Mauritius'a Uçtum!

Sayın okuyucularımız,
hostesiniz konuşuyor. Efendim şu anda cennetten bir parça olan Mauritius hakkında yazmaya başlamış bulunuyorum! Tahminimce bu yazıyı yazmam bir kaç dakikamı, yaşadığım güzelliklerin etkisinden kurtulmam ise bir ömrümü alacak... Tam da bu sebeple, birazdan okuyacağınız bu kısa yazının bir gezi yazısı olmadığını belirtmek isterim. Sadece fotoğraflarla bana eşlik edin istedim. Aldığımız son hava raporuna göre yağmurlu günler bizi bekler. Peki ama bizi yağmur yıldırır mı, sevgili okuyucu? Tabii ki, hayır!
Hepinize şimdiden iyi okumalar ve keyifli seyirler dilerim.

Ruhumu dinlendiren bu adaya borçlu olduğum için, iç sesimle yazıyorum şimdi.

Madagaskar'ın doğusunda bulunan ve komşusu bulunmayan bir ada ülkesi burası. Haritada ise minicik bir nokta. Öylesine minicik ki, üstünde yazan adı olmasa varlığına inanamayacak insan.

Gelmeden önce tüm cesaretimi toplayıp, yapmayı planladığım bir çok şeyi yapamadım aslına bakarsanız. Mesela parasailing, mesela su altı yürüyüşü ve daha niceleri hayallerimde gerçekleştirilmeyi bekliyor hala. Başta planladığım şeyleri, benim kontrolüm dışında gelişen sebepler yüzünden yapamıyor olmam oldukça rahatsız etti. Hatta neredeyse mutsuz edecekti ki, kendime şunu hatırlattım. Yakın zamana kadar bırakın bu cennet adasını görmenin hayalini kurmayı, adını bile duymamıştım. Hayalini bile kurmadığım bir hayali yaşıyor olmam, benim ne kadar şanslı olduğumun bir göstergesiydi zaten. Neden mutsuz olacaktım ki? Buradaki en kötü günüm böyle olacaksa varsın olsun dedim.





Sonrası hep güzellikti zaten. Saçlarımı rüzgara, kendimi akıntıya bıraktım. Beyaz kumlarda adımlarımla izler bıraktım.






Sonra, yeşilin ve mavinin en ince tonlarda buluştuğu, o güzelim manzaraları seyrederken nerede olduğumu hatırlattım kendime. Neredeyim? Bu minik adanın bir köşesindeyim. Her gün bir sahilindeyim. Bir başka adasının cam yeşili sularında, okyanusun akıntısındayım. Ben yüzerken yanımdan geçen benekli, çizgili balıklarlayım. Yemek yerken yanımıza konan, kırmızı gövdeli, turuncu kanatlı minik kuşlarlayım. Ama hep dünya haritasında ve çok daha küçük bir nokta olarak hayal ettim kendimi. Buradayım! Böyle düşünmek beni her zaman heyecanlandırmıştır. 

Bue Bay beach

Port Louis


Chamarel



* Chamarel'de bulunan bu bölge en turistik noktalardan bir tanesi. 7 ve 23 renkli toprakların bulunduğu iki ayrı bölge var. Fotoğraf 23 renkli bölüme ait.


Gris Gris Beach

Yaşadığımız dünyanın inanılmaz güzelliğine bakmak için sadece 5 dakikalığına bile olsa çıkılması gereken bir tepe değil mi sizce de?  Dur burada ve renkleri say. Bir tablonun önünde duruyormuşsun gibi düşün. İçindesin halbuki...




Ile Aux cerf Island

Mauritius hakkında araştırma yaparken hiç belgesel izlemedim. Sadece yazılan sınırlı kaynakları okudum ve fotoğrafların gerçek olamayacağını düşündüm. Nitekim gerçekmiş de...
Okurken rastladığım en güzel şey ise Mark Twain'in bir sözüydü;
''Mauritius was made first, and then heaven; and that heaven was copied after Mauritius.''



Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Ayyy çok güzelmiş orası 😜❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotoğraflarla olabildiğince yansıtmaya çalıştım ama çok daha güzel aslında 🙏☺️

      Sil
  2. Çok imrendim. Ben de ölmeden önce gezilecek yerler listeme ekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim böyle bir maddede katkımın olmasına, beğenmene ve bloguma uğramana.
      Hoşgeldin sevgili Joe! Kocaman sevgiler...

      Sil
  3. Merhaba,

    Harika bir gezi ve gezi yazısı olmuş, kaleminize sağlık :) Gris Gris Sahili fotoğrafı, muhteşem bir kare yakalamışsınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, benim için de büyülü bir andı o.

      Sil
  4. Mark Twain' in dediği kadar varmış:) Blogunuzu takibe aldım ben de beklerim. Selamlar.

    YanıtlaSil
  5. İlham Kedisi must go on ! Yine bir kaç dakikalığına beni aldın götürdün gittiğin yere... Eğer Melek'lerin iradeleri olsaydı bu Metin'i okuduktan sonra ;

    Mikail en çok blu bay beache yağmur yağdırmayı özler.
    Cebrail vahiyleri kuzey sahillerinde indirmek ister ,
    Azrail istifa edip Chamarel de bir kulübeye yerleşir.
    İsrafil Mauritius yok olmasın diye "Sur" a üflemezdi...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...