18 Şubat 2015 Çarşamba

Kar Postası

Şimdi bir çoğunuza saçma ve imkansız gelecek bir şey söyleyeyim. Ben bu yaşıma kadar hiç lapa lapa yağan kar görmedim. Lapa lapa kar yağması lafını sadece bir deyimden ibaret sanar hatta ve hatta mecazi bir anlamı olduğunu düşünürdüm. Kaldı ki daha tipi şeklinde yağan kar falan hiç sözlüğümde yer almayan bir kavramdı. Ta ki düne ve bugüne kadar! Kendimi hiç bu kadar İzmir'li hissetmemiştim. Sabah gözümü karla açtığımda daha yüzümü yıkamadan fırladım sokağa. Eriyip gidecek diye de ödüm kopuyordu. Halbuki daha yeni başlıyormuşuz, ben ne bileyim. Gelmeden önce İzmir'de de bir iki kar tanesi uçuşmuştu gökyüzünde ama İzmirli kar taneleri yere düşmeyi pek sevmez bilirsiniz. Daha havada erirler, en fazla burnunuza konarlar. Ki bu da mutlu olmamıza yeterdi. Buradakilerin ise derdi tasası yerdeki boşlukları doldurmak ve santimetre rekorlarına koşmak. Hal böyle olunca benim de iki gündür tek derdim kabanımı kara bulamak, botlarıma su girene kadar karların içinde ayaklarımı sürümek, Elzem'in stratejik kar topu savaşı için daha hızlı nasıl kar topu yapar ve kendimi korurum diye düşünmek vesaire vesire... 



İlk gün sabahtan hızlıca yağıp durdu kar. Ama hızlıca olmasına rağmen yine çatılar, bahçeler beyaza bürünmüştü. Öğlene doğru yine günlük güneşlikti, ben de pencere kenarındaki keyif koltuğumdan ayrıldım. Meğer gökyüzü ertesi güne sürpriz hazırlıyormuş. İkinci gün uyandığımda gördüğüm manzaraya tek kelime ile aşık oldum. Ben kış insanıyım ama hiç gerçek kışı yaşamadım. Yaşamamıştım, diyeyim artık. Kısmen de olsa nasıl bir şey olduğunu biliyorum artık ve kışı sevmekle ne iyi ettiğimi hatırlatıyorum her fotoğrafta kendime. Bir kaç fotoğraf da ikinci günden ekliyorum ve benim için gelmiş geçmiş en mutlu kışın anısını ölümsüzleştiriyorum.







İmkansızlıklar içinde yapılmış bir Kardan Sezar ile mutlu pozumuz :)

Böyle bir manzaraya uyanan yaşlanır mı siz söyleyin?
Akşam üzeri yine tipi yağmaya başladığında ben ikinci kez atmıştım kendimi sokağa. Kulağımda müziğim ile yürüdüm yol boyunca. İyice üşümeden de dönmedim eve.
Öyle yani gördüğünüz üzere buralar çok güzel. İstanbul felç olmuşken, burada Söğütlü'de hayat bir harika, kış yaşanılası, manzara bakıp bakıp hayran olunası. Hah bir de, iyi ki ama iyi ki mülakat ertelenmiş diyebiliyorum şimdi. Bakın ben karla ne kadar da mesudum.
Sevgiler,
İlham ve Kar Kedisi :)
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com