Carmen Laforet
"Hiç", on sekiz yaşında bir kız olan Andrea'nın üniversite edebiyat eğitimi için Barselona'ya daha önce samimi bağları olmadığı ve neredeyse hiç tanımadığı akrabalarının yanında yaşaması ile hayatında değişen ve alışılmadık olaylara tanıklık ediyor. Bunalımların, fakirliğin ve yasakların kol gezdiği bir evde kendi özgürlük alanlarını yaratmak için mücadele eden Andrea, bir taraftan da sıradışı akrabalarını günden güne tanıdıkça yaşamının bulunduğu noktaya inanmakta güçlük çekiyor.
Arkadaşlığın öneminden, aşka, sırlara, savaşın getirdiği inanılmaz yoksulluk ve sınıflar arası farka ve kadına şiddetin kabul edilemezliğinin nasıl olağanlaştığına kadar bir çok unsuru barındıran bu kitabın bu yıl okuduklarım içinde en akıcı anlatıma ve en etkileyici sona sahip olduğunu düşünüyorum. İnsanı sıkmayan, bir çırpıda okuma ve bitirme isteği uyandıran, zaman zaman şiirsel ve güzel tespitlerin barındığı bir roman.
Arkadaşlığın öneminden, aşka, sırlara, savaşın getirdiği inanılmaz yoksulluk ve sınıflar arası farka ve kadına şiddetin kabul edilemezliğinin nasıl olağanlaştığına kadar bir çok unsuru barındıran bu kitabın bu yıl okuduklarım içinde en akıcı anlatıma ve en etkileyici sona sahip olduğunu düşünüyorum. İnsanı sıkmayan, bir çırpıda okuma ve bitirme isteği uyandıran, zaman zaman şiirsel ve güzel tespitlerin barındığı bir roman.
Çocukluğumda tekrar tekrar gördüğüm bir rüyayı hatırlıyorum; o zamanlar sıska mı sıska, soluk benizli küçük bir kız, hani şu misafirlerin güzelliğine hiç övgüler düzmedikleri, anne babaların imalı kelimelerle kendi kendilerini teselli ettikleri çocuklardandım... Konuşmadan uzak, dalgın dalgın kendi başlarına oynuyor görünseler de, çocuklar bu kelimeleri endişeyle biriktirirler içlerinde: "Kesin büyüyünce güzel bir tip olacak", "Çocuklar büyüyünce insanı çok şaşırtırlar"...
Yol boyunca dalgındım, insanın ne kadar çok dolaşıyor gibi görünse de hep aynı kişilerin çevresinde hareket edip durduğunu düşündüm.
Bana kalırsa, hep kendi kişiliğimizin aynı, kapalı, yolundan gideceksek koşmanın hiçbir anlamı yoktu. Bazı insanlar yaşamak için doğar, bazıları çalışmak için, bazıları da hayatı seyretmek için. Benim küçük ve değersiz bir seyirci rolüm vardı. O rolden çıkmam imkansızdı.Yazıyı hazırlarken yazarın hayatına biraz göz atmak için bir kaç sitede dolaştım ve çok hoşuma giden bir şeylere rastladım. Kitaptaki karakterlerden bazıları illüstrasyon haline getirilmiş. Okuduktan sonra bunları incelediğinizde kitaba sempatiniz daha bir artacak kesinlikle.
![]() |
Andrea |
![]() |
Roman |
![]() |
Gloria |
![]() |
Angustias |
![]() |
Ena ve Andrea |
Tüm illüstrasyonlara buradan , kitap ile ilgili detaylı incelemelerin yer aldığı Metis'in kendi sayfasına da buradan ulaşabilirsiniz.
Sevgiler,
İlham Kedisi
alıntılar çok güzelmiş ya doğru tespitler.
YanıtlaSilKitap boyunca boyle degil ama bazi cumleleriyle gercekten insanin kalbini fethediyo:) sen de seversin bu kitabi bence Mutlu Kecicim ^_^
YanıtlaSilBazen tek bir paragraf, bir kaç cümle sevdiriyor bir kitabı insana. Merak ettim.
YanıtlaSilDogru kesinlikle. O yuzden en sevilesi cumleleri sectim ben de :) Umarim keyifle okursun ^^
Sil