Ana içeriğe atla

Bir öneri: "Criticker"

Güzel bir pazar öyle değil mi? Bu hafta sonu kahvaltılarından sonra blogla buluşmak çok keyifli oldu benim için. Önümüzdeki hafta sonumun nasıl ve nerede olacağı tamamen sürpriz. Çünkü yarın nihayet iş sözleşmemi imzalıyorum ve yoğun iş temposuna atılıyorum. Bu zamana kadar işimin ne ile ilgili olduğundan hiç bahsetmedim, belki bazılarınız dikkat etmiştir. Son ana kadar garantici biri olduğum için başlamadan söyleyemiyorum ben bu tarz şeyleri. Yazdıklarımdan çok merak eden bir kaç arkadaşım dayanamayıp mesaj atmıştı da onlar öylelikle öğrendi mesela.Ama şunu söyleyeyim ki, şaşırabilirsiniz.Paylaşmak için de sabırsızlanıyorum.
Ödünç bilgisayarımla üçüncü günümüz :) Her gece bir film etkinliği başlattık kendisiyle. Film konusuna değinmişken, blogun sağında "Not Defterim" bölümünde filmlere dair listeler oluşturuyordum izledikçe. Hatırlatmakta fayda var.
Film önerileri aldığım bir siteden de bahsetmek istiyorum ayrıca. Ne zamandır aklımdaydı.
Film izlemeye karar vermek 2 saniye iken, izleyeceğin filme karar vermek bazen 1 saati bile bulabiliyor. O mu bu mu derken sağ sekmede yeni bir film önerisi görüp onu incelemek, derken geçen saatler ve en nihayetinde film izleme isteğinin gidip uyuması. Ben bu kadar seçici değilim gerçi. Kısacık konusunu okurum, afişine bakarım ve izlerim. Çoğunlukla filmin konusunu okumadan izlemek isterim, sadece türüne bakarım. Hele ki film ile ilgili yorum okumak hiç ama hiç yapmadığım bir şey. Tam bu noktada benim tüm bu isteklerime cevap veren bir site var. Eminim ki sizin de işinize yarayacak.
Bayanlar, baylar. Karşınızda "Criticker"!

Sitenin mantığı çok basit ve bir o kadar da zekice. Kaydolduktan sonra izlediğiniz filmlere buradan 0-100 aralığında bir puan veriyorsunuz. Böylece profilinizde izlediklerinizin bir listesi oluşurken, bir yandan da site bu bilgiler ile sizin zevkinizi tespit etmeye başlıyor. Daha doğrusu sizinle aynı filmi izleyip aynı puanı vermiş kişileri buluyor ve bu kişilerin izleyip sizin izlemediğiniz filmleri önermeye başlıyor. Yani diyor ki "Madem sen bu filmi sevdin, bak bu kişi de sevmişti.O ayrıca bu filmi de sevmiş, bizce bi izle". "Probable Score Indicator" ile de senin bu filme vereceğin muhtemel puanı söylüyor. İzleyip oyladıkça yeni filmler ile ana sayfan güncelleniyor.
Ayrıca izlemek istediklerinizi de bir liste ile burada tutabilirsiniz. Ve arkadaşlarınızı ekleyerek film listelerini görebilir, oyladıkları filmlerden öneriler alabilirsiniz. Hatta site yine diyor ki; "Sen uğraşma arkadaşına sormakla, bak bunu izlememişsin işte biz bulduk. Al izle". 
Sevmediğiniz filmlere verdiğiniz düşük puanlar ile de "Films to Stay Away From" sekmesi oluşturuyor ve burada düşük puan verme olasılığınız olan filmleri listeliyor.
Kayıtlı kullanıcılarının yaş ortalaması ile alakalı olduğunu düşündüğüm ufak bir sorunumuz var sadece.  Anasayfadan "Explore- Recommendations" yaptığınızda alacağınız film önerileri çok eskilerden oluşuyor. Diyorsanız ki "1960'ları 70'leri bayılarak izlerim ben", o zaman bu sekmede takılabilirsiniz. Ama ben çok yüksek puanı olmadıkça 2000'lerin altında çekilmiş filmleri izlemeyi tercih etmiyorum. O yüzden "Explore- New Releases" benim öneri aldığım sekme.
Uzun uzun anlattım siteyi. Buyrunuz bir profil oluşturunuz. Merak edenler için profilim burada.
Varsa sizin kullandığınız bu tarz film siteleri, bu yazının altında yazarsanız çok sevinirim. Bir başlıkta tüm film sitelerini de buluşturmuş oluruz böylece.
Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Ben zaten İmdb'ye üyeyim ama bu siteyi de duymuştum. Şimdi sen böyle ayrıntılı anlatınca çok hoşuma gitti. Bu siteye de üye olacağım.

    YanıtlaSil
  2. Bu siteyle daha önce karşılaşmamıştım, işleyişi güzelmiş cidden!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...

Almaty'e Uçtum!

Sevgili blog, Seni çok sevdiğimi ama defterimin yerinin apayrı olduğunu biliyorsun değil mi? Biliyorsun, çünkü arada bir bu gerçeği başına kakıyorum. Eski bir alışkanlık deftere yazmak... Az evvel ilk yazıyı yazdığım tarihe baktım da 2013, Temmuz'a ait. Ki bu ilk defterim değildi, ilk yazım kim bilir nerede ve ne zamana ait. Başka defterler de bitirdim, evet. Ama 3 yıldır çok az da yazsam benimle bu kadar çok gezen, nereye gitsem çantanın veya valizin bir köşesinde yer alan başka bir defterim olmamıştı. Bu defterimin arasında, gittiğim yerlerden topladığım yapraklar, kokladığım çiçekler, biletler, bir broşür, Uganda'ya ait seçim kağıdı (valla var) ve hatta bir tane de milli piyango bileti var- amortisiz. Sanki blogda fotoğraflarla kaydedebildiğim anılara ait ruhları da defterime hapsediyorum gibi bir his aslında bunları yapmamın sebebi. O güne ait çiçeğin kokusu, rengi defterin yaprağında iz bırakıyor ve bu bana daha canlı bir şey gibi geliyor. Ama yine de defterime çok yazamı...