Ana içeriğe atla

Dünden bir yazı

İnanmayacaksın ama, bugün ilk defa İstanbul'dan başka bir yere bir adım dahi kımıldamak istemiyorum. Neden böyle hissediyorum dersin? Çünkü kımıldamaya mecburum ve aksi gibi hiç halim yok. İtiraf et, bir an İstanbul'u delice sevdiğimi düşündün! Ama yok, öyle değil. İstanbul'da kalmak bir kereliğine de olsa cazip geliyor çünkü şu an daha zor ve bir o kadar da güzel gelen şeyler var.
Günlerden pazar bir kere.  Bir pazar gününe göre oturduğum sokak çok sakin görünüyor. Hep sakindir gerçi ama, bu kez sokaktan bir insan bile geçmedi. Bahçedeki ağaçlardan yaprak sesleri geliyor odama. Üşüsem de pencereyi kapatamıyorum. Tatlı bir esinti var günün kendisinde, doyabilmek imkansız.
Sadece anahtarımı ve cüzdanımı alıp, markete gitmek için evden çıkıyorum. Saçlarım karmakarışık, gözlerim hala uykulu. Bugünkü kombinimin adı; ''buralarda oturuyorum ya iki dakikalığına çıktım''.
Etiyopya'ya gideceğim bir kaç saat sonra. O yüzden valize yiyecek, içecek takviyesi yapmam lazım. Bahaneyle de bu güzelim, hafif soğuk sabahın rüzgarına yüzümü okşatıyorum. Saçlarımı ordan oraya atmasına izin veriyorum, düzeltmeyeceğim.
Bir kaç saat sonra valiz elimde tıngır mıngır gitmek değil de, bu pespaye halimle en yakın parka gidip bir banka oturmak istiyorum. Sadece bir saatliğine bile olabilirdi. Keşke biraz zamanım olsaydı... Ya da en azından bugün böyle hissederken Etiyopya'ya gitmek zorunda olmasaydım. İşimden yakınmıyorum, aksine çok seviyorum. Sadece bugün evimi bırakıp bir yere gitmek istemiyorum, hepsi bu. Gitmek zorunda olduğum için de anı yakalayamadığımı hissediyorum. Telafi edebileceğim başka, esintili bir pazar günü daha olacak mı yakınlarda? Öyle olacağını umuyorum...

*İyi yanından bakalım şimdi. Çok uygun fiyata, mükemmel bir kahve aldım. Dönüş valizim buram buram kahve kokuyor. Söyle o pazar gününe, geleceği varsa göreceği de var!


Şimdilik Etiyopya'dan bir fotoğraf


Kahvenin yanında bir şarkı dinlemek isteyen?

Sevgiler,
İlham Kedisi


Yorumlar

  1. Tarih değişir, kafan değişir ama öyle bir pazar yine gelir. Aynı kafada olup, aynı hisleri taşıman dileğiyle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım ''o pazar'' ile arayı çok açmayız :) Tatlı yorumun için teşekkürler @Yağmur, bu sayede ben de blogunu keşfetme şansını yakalamış oldum :)
      (Google plus hesabında, blog adresin eskisi olarak görünüyor yalnız benden söylemesi)
      Sevgiler!

      Sil
  2. Pazar günü bol aslında ama başka bir zaman böyle bir an yaşanır mı bilmiyorum ya da böyle güzel anlatılır mı..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazının ateşlenmesi için, illa ki benim o canım esintili pazarı kaçırmam gerekiyordu. Bir daha yaşansın ama ben evde olayım! Ya evde yoksam? O zaman başka bir günü pazar gibi yaşayayım ona da tamamım ben :)
      Sevgiler benden de !

      Sil
  3. Şu -buralarda oturuyorum 2 dakikalığına çıktım- kombini her ekmek almaya gittiğimde yapıyorum,diğer giydiklerim kadar havalı olmuyor; buralar bizim yeaa yabancı yok stili!

    Etiyopya mı?! Yeni yerler görmek,keşfetmek eğlenceli olmalı.Gerçi işiniz gereği gitmişsiniz ama olsun zevkini çıkarın bizimle bol bol fotoğraf paylaşın,meraklısıyımdır da biraz :D

    (İlk okuduğum yazınızdı,devam edeyim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam etmekten kendinizi alıkoymayınız efenim!Üstelik istediğiniz yazıdan başlayabilirsiniz :))
      Pijamayla çıkma mutluluğu diye bir gerçek de var ama her zaman yemiyor tabii. Her ne kadar ''buralar bizim yaaa'' desem de, insansız saatleri kovalıyorum öyle durumlarda, çünkü o ekmek alma kombininden de bir üst seviye sayılır.
      Etiyopya konusuna gelince, bak bugün döndüm bile. Elimde o kadar az fotoğraf var ki. Tek kazancım iki paket kahve bu geziden. Ama madem çok ısrar ettin paylaşırım onları da, ''meraklısına''
      diyerekten :)

      Sil
  4. Uf ne güzel betimlemissin. En sevdiğimiz havalar geliyor mu ne? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallahi geliyor gibi keçicim :) serinlikli serinlikli planlar bizi bekler :)

      Sil
  5. O camdan gelen ufak esintiyi hissettirdin bana :) Yeni buldum sitenizi ve çok da güzel buldum, çok samimisiniz. Esintili bir pazar görme dileğiyle :)
    http://www.samettutal.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahi mi? Öyle dedin ya neredeyse kendi yazımı baştan okuyacağım esintiyi hissedebilmek için :) Çok teşekkür ederim! Ben de siteni inceliyorum tam da şu anda :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...