Ana içeriğe atla

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu

Eskiden blogda ‘’şu sıralar ben’’ temalı yazılar yazma alışkanlığım vardı.Hatta bir ara her ay sonunda kısaca o ayı özetliyordum falan. Yazarken tekrara düştüğüm hissine kapılıp bıraktım bunu ben ama şimdilerde tekrar bir dönesim var. Bir de o zamanlar daha sık yazıyordum. Ama şimdi bahsetmediğim o kadar çok konu oluyor ki, sanırım o eski alışkanlık şu anda blogun en çok ihtiyacı olan şey. Mesela son zamanlarda epey meşgul olduğum ve blogda geçen gün dışında hiç bahsini etmediğim bir konu size: kilo verme konusu. 

Dukan diyetini bilmeyen yok dimi?En azından duymayan kalmamıştır. Diyetin ana maddesi protein ağırlıklı beslenme. Ama bu konuda yetkili bir ağız olmadığım için detayına girmeyeceğim.
Her neyse, ben Mart ayında bir sabah bir uyandım. Bir de ne göreyim! Nasıl kilo almışım nasıl kilo almışım anlatamam. Zayıflamam lazım fikri bana şak diye geldiği için sanki o kiloları da şak diye alıvermişim gibi hissettim. Halbuki ciddi bir yayma söz konusuydu tatlıları, hamur işlerini yerken. Ama ben ''iyi'' olduğumu düşünüyordum ve pek rahatsız olmuyordum. Sonra üzerine gecesi gündüzü olmayan bir çalışma düzeni, hooop uykusuzluklar, daha az hareket eklendi derken işin ucu kaçmaya başladı. Sevdiğim ve uzun zamandır görüşemediğim insanların ilk karşılaşmamızda söylediği ilk şeylerden biri de '' bakıyorum kilo almışız ooo'' falan olunca bir sabah obez gibi hissederek uyandım işte ben. Boy-kilo endeksi muhabbetine göre sınıfta kalan biri olmadım hiçbir zaman ama insanın kendini daha iyi daha güzel hissettiği bir kilo vardır ya, ben ondan 7 kilo uzaklaşmıştım. Bir de bölgesel kilo alma gibi bir problemim olduğu için ne aldıysam ortada yani, anladın sen. Şimdi yazınca bile inanamadım ya, 7 kilo ne zaman aldım ben öyle... Hatta 8'e geçişi gördüm gibi tartıda. Sanırım o sabahın bir gece öncesi olabilir.

Derhal Dukan Diyeti'nin kitabını aldım (uygulayan birinin önerisiyle), iki günde kitabı yuttum ve sonrasında alıştıra alıştıra diyete başladım. Neden piyasada bir çok diyet varken bunu seçtim ondan bahsedeyim kısaca. Bunu seçtim çünkü, Dukan izin verdiği besin listesi için '' ne zaman istersen ne kadar istersen ye'' diyor. Ne zaman istersen demesi benim gece 3'te uçuşa gittiğimde yemek yediğime pişman olmamamı sağlıyor. Ne kadar istersen ye demesi de, aç gözlülüğümü teselli ediyor yalan yok.
İlk 1 ay çok sıkı ve yasaklı bir dönemdi ama gerçekten süper azmettim ve kitabın da söylediği gibi ilk bir haftada 3 kiloyu verdim . Sonra diyetin diğer aşamasına geçtim, ama kilo vermem çok yavaşladı. Tartıda çok ufak oynamalar oluyordu,ki Dukan bunun normal olduğunu söylüyor ama sabırsız bünyelerde bu diyetten soğumaya sebep oluyor. Ki bende öyle oldu ve sıkı sıkıya uygulamamaya başladım. Sonra üzerine diş teli taktırınca onun da etkisiyle verdim 2 kilo daha, ooh. Ortaya karışık bir zayıflama hikayesi ile bende şu an verilmesi gereken sadece 2 kilo daha kaldı. O da hedeflediğim kiloya ulaşabilmem için yani. Onu bir türlü veremiyor gibiyim. Bir de yıllık izin gezilerinde o tövbeler ettiğim, ağzıma sürmediğim ekmekleri,kekleri löp löp yemelere doyamayınca kilo vermek yine hayal olur gibi oldu. Ama yok öyle! İşte yine 3 gün falan oldu başladım Dukan diyetine. Şu yaz geçse, dondurma falan kalmasa piyasada benim için daha kolay olcak da neyse. Bu sefer bir haftadan daha fazla uzatmayacağım zaten diyeti. Delice sıkıldım.

Daha önce de kilo vermeye niyetlenip, bunu başardığım bir dönem olmuştu. Üniversitedeydim. Ama o dönem çok üzerine düşmeden yapabilmiştim bunu. Oysa ki o zaman bana sorsalar aşırı diyet yapıyordum da şimdi yaptıklarım ile kıyaslayınca anlıyorum bi cacık değilmiş. Ekmeği kesmem yetmiş resmen. Ama tatlıdan ödün vermediğimi hatırlıyorum. Her akşam o dondurma yeniyordu mesela, ama o kadardı sadece. Çaydan kahveden şekeri o zamanlar kesmiştim. Sonra bu alışkanlık oldu. Bir de okula yürüyerek gidip geliyordum, ekstra olarak. Günlük en az 1 saat yürüyüş demek oluyor bu da. Sonuc olarak çok zorlamadan, biraz daha kaliteli bir hale sokmuştum alışkanlıklarımı. 
Yaşımın geçtiği falan yok ama gittikçe zorlaşıyor bu kilo verme işi onu söyleyeceğim.  Bir kaç kez diyet geçmişiniz olduysa vücut direnç göstermeye başlıyor bu bilinen bir geçek. Kilo vermeme, hatta şu ne yesem yarıyor moduna geçme gibi bir savunma mekanizması geliştiriyor kendince- ki böyle savunma olmaz olsun.
Şu yaşta ne işin var kilo vermelerle falan demeyin. Benim derdim maymun iştahımla aslında. Yaşamak için yemek yemek değil benimkisi, bildiğin zevk alıyorum yerken içerken. Tok da olsam, canımın çektiğini yemezsem ölecek gibi oluyorum. Gözüm doysa gönlüm doymuyor. Diyet kilo verdirmiyor belki şu anda ama ben aslında iştahımı terbiye etmeye de çalışıyorum. Mesela yanımda şu Moda’daki meşhur Çikolata dükkanından Asuman tatlısını alıp -tekrar ediyorum ‘’yanımda’’- bir iştahla öve öve yiyen arkadaşlarım var, yok değil (kim-olduğunuzu-bilirsiniz-siz). Ama ben yemiyorum ve yemediğim için ölmüyorum. .
Nitekim şu an baya zorlanıyorum kilo vermekte. Hatta 1 gram bile veremiyorum ama kısmet yani.. Çok kısa bir süre daha devam edeceğim baktım olmuyor, o fazlalığı seveceğim.
Bir uygulayıcı olarak tamamen deneyimlerim doğrultusunda Dukan’ı önerdiğimi söyleyebilirim. Sağlık yönünden incelemelerini bilemeyeceğim. Bir kitap ile diyet yapmak ne kadar doğru tartışılır tabii ama benim gibi inatçı biri sadece sonuca odaklanıyor böyle bir konuda. O da başarılı.

Dip Not: Bu yazıyı taslaklara kaydedeli neredeyse bir hafta olacak. En güncel modumu paylaşıyorum : ''Valla bıraktım artık diyeti uğraşamıcam.''. Yürü be! En minimum halim bu demek ki, olmuyor daha fazla bişey. Zorlamanın da anlamı yok. Bir de aşırı sıkıldım. Bundan sonrası egzersiz ve düzenli yürüyüşe bakar, daha fazlası değil.
(İştah genel anlamda bastırıldı ama hedefime ulaşmışım.)

Bu arada bir site keşfettim bu Dukan ile alakalı. Bireysel diyet danışmanlığı yapıyorlar Dukan diyeti uygulamak isteyenlere. Ama ben siteyi ideal kilo hesaplamak için kullandım. Dukan hesabına göre hazırlanmış bazı sorular ile sizin olabileceğiniz kiloyu ve diyete nereden başlamanız gerektiği ile ilgili bir yol çiziyor. Sitedeki bu hesaplama yöntemi ücretsiz ve detaylı sonucu mailinize atıyorlar. Dileyen bu sonuca göre diyet programı satın alabiliyor vs. Benim siteyi önerme sebebim, oldukça dürüst bir şekilde ''yaşınız genç bu yüzden daha fazla kilo vermekle uğraşmayın'' demiş olması. Ve şu an olduğum kiloda çakılı kalmamın normal olmasını açıklaması. Dürüst yönlendirmelerinden ötürü göğsümü gere gere reklamlarını yapıyorum.

Buyrun inceleyin efenim;

http://www.regimedukan.com.tr/kay%C4%B1t


 Görsellerin etkisine öldüm bittim, bu sebeple linklerini ayrıca paylaşıyorum.



Sevgiler,
İlham Kedisi

http://designyoutrust.com/2013/06/illustrator-john-holcroft/
http://imgur.com/gallery/gSpkawI

Yorumlar

  1. Merhaba,

    Hedefe ulaşmanıza sevindim. Ben bu diyeti daha önce duymamıştım. Biraz araştıracağım :) Yazı için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  2. Merhabaaa
    duymamış olmanıza şaşırdım doğrusu bir ara delice bir furyaydı bu diyet- hakkı varmış ama dediğim gibi :)
    yorum için ben teşekkür ederim asıl!
    sevgiler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...