Ana içeriğe atla

Kedili Hava Sahası

Bu sabahın mutluluk itemleri;
*gözümü açar açmaz okuduğum bir mutluluk

*sabah 7 buçukta tamamen kendi isteğimle kalkmış olmam ve üstelik kendimi inanılmaz dinç hissetmem

*üzerimde ince bir gömlekle kahvaltıyı dışarıda yapıyor olmama rağmen sabah esintisinin içimi ürpertmeyişi  (hoş, ürpertse dahi bu maddede yer alabilirdi...)

*kedili bir hava sahası

*az sonra kedili hava sahasında beliren, büyük kulaklıklı bir oğlan çocuğu... ne dinliyor hiç bilmiyorum. kediler az evvele kadar gözlerini benden ayırmaz iken, bu oğlanın gelmesiyle etrafını sarıyorlar. tam 7 kediden bahsediyorum. çoğunluğu yavru. oğlan kedili çemberin ortasında, şaşkın. dev kulaklıkları ile bana dönüp bakıyor. benden başka kimse yok onları gören. ben de ellerimi iki yana açıyorum, ben de şaşkınım dercesine. sonra kulakları çıkarıyor, birşey dersem diye. ''seni tanıyorlar bence'' diyorum. ''emin değilim, bence birine benzetiyorlar'' diyor. haydi buyrun cevaba!



*kahvaltı sonrası çay üstüne kahve içiyorum, kitabımdan sayfalar üstüne sayfalar okuyorum. derken 2balık'ın hediyesi olan, ''Ağaçların Özel Hayatı''nı bitiriyorum. tam iki saat oyalanmışım. kedilerden müsaade isteyip inzivaya çekiliyorum.

Sabah tüm hızıyla devam ediyor. Şimdilik günüme dokunanlar bunlar. Öylesine... Küçük, huzur dolu detaylar. Anın içinde olduğumu hissedebildiğim günlerden biri.
Oh be, dediğim zamanlar. Yazmayı özlediğim türden kısa bir iç ses notu.
Bu arada, günaydın!


Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Günaydınnnnn :) Ne kadar hoş,pozitif bir yazı :) Sanırım böyle yazılara ihtiyacımız var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle ihtiyacımız var! Bir de böyle sizinki gibi pür neşeyle söylenen günaydınlar'a da! :))
      Sevgiler kocaman.

      Sil
  2. ahahahahaha hemmen üstüme alındım ilk cümleyiiii <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün kedilere dolu dolu gözlerle baktıysam, her biriciğinin kafasını ikişer üçer okşadıysam hepsi senin o patatesli börek yüzünden, bunu da bilesiniz!

      Sil
    2. Ne mutlu boyle bisiye sebebiyet verdiyse :))

      Sil
  3. İlham Kedisi bu sabah 07:30 da uyandı. Kahvaltı yaptı yürüyüşe çıktı. Kitap okudu. Kahvesini içti. Fotoğraf çekti. Küçük bir çocuğun tertemiz zihni'nin kedilerin ruhlarıyla geçtiği iletişime şahit oldu. Ve blogger'a hayat dolu bir metin daha kondurdu.
    Ben bu sabah 07:30 da yatağa girdim ve 14:40 da Ilham Kedisi'nin yeni bir yazısı çıktığı bildirimini aldığım mobil cihazımın titreşimi ile uyandım. Banyo'ya gidip bir ağrı kesici aldım sonra da dün akşam eve nasıl geldiğimi hatırlamaya çalıştım fakat hatırlayamadım...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...

Almaty'e Uçtum!

Sevgili blog, Seni çok sevdiğimi ama defterimin yerinin apayrı olduğunu biliyorsun değil mi? Biliyorsun, çünkü arada bir bu gerçeği başına kakıyorum. Eski bir alışkanlık deftere yazmak... Az evvel ilk yazıyı yazdığım tarihe baktım da 2013, Temmuz'a ait. Ki bu ilk defterim değildi, ilk yazım kim bilir nerede ve ne zamana ait. Başka defterler de bitirdim, evet. Ama 3 yıldır çok az da yazsam benimle bu kadar çok gezen, nereye gitsem çantanın veya valizin bir köşesinde yer alan başka bir defterim olmamıştı. Bu defterimin arasında, gittiğim yerlerden topladığım yapraklar, kokladığım çiçekler, biletler, bir broşür, Uganda'ya ait seçim kağıdı (valla var) ve hatta bir tane de milli piyango bileti var- amortisiz. Sanki blogda fotoğraflarla kaydedebildiğim anılara ait ruhları da defterime hapsediyorum gibi bir his aslında bunları yapmamın sebebi. O güne ait çiçeğin kokusu, rengi defterin yaprağında iz bırakıyor ve bu bana daha canlı bir şey gibi geliyor. Ama yine de defterime çok yazamı...