27 Ocak 2017 Cuma

La La Land

Sabahın kör bir saatinde uykumu almış bir şekilde yatağımdan kalktım. Halbuki daha üç saat önce uyumuştum. Saat şu an 06:04. Bunlar hep fazla kahveden...
Pek uyuyacak gibi olmadığıma göre, hazır etraf da sessizken gel blog otur karşıma. Sana bir filmden ve bana bıraktığı kafa karışıklığından bahsedeceğim.
Filmimiz '' La La Land '' yani ''Aşıklar Şehri''.
Emma Stone ve Ryan Gosling'in rol aldığı bir Amerikan müzikal komedi. Filmin başladığı ilk sahne ile bile, birazdan nasıl keyifli bir film izleyeceğini anlıyorsun ve ilk tebessümün henüz ilk dakikalarında iken yüzüne yerleşiveriyor. Keyifli sahnelerinin yanı sıra, keyifli müzikleri ile de güzel bir doyum bırakıyor izleyene. Renk kullanımına ayrıca hayran olduğumu da söylemem gerek. Ve buraya kadar herşey normal. Ben de diğer tüm ''La La Land'' sevenler ile aynı hisleri ve düşünceleri paylaşıyorum. Şimdi bile yine herkesin yaptığı gibi filmin soundtracklerini dinliyorum




Her şey bir yana, filmin bende bıraktığı kafa karışıklığı bir yana. Kahramanlarımız Mia ve Sebastian, hayallerini gerçekleştirmek üzere hayatlarını şekillendiren iki ayrı insan. İkisinin hayatının merkezinde de ayrı hayaller. Bu iki insanın hoş bir tesadüf ile karşılaşması ile tatlı bir aşk hikayesi izlemeye başlıyorum. 

*Şimdi söyleyeceklerim asla spoiler değil. Gönül rahatlığı ile okumaya devam edebilirsiniz.*

Amma ve lakin, her zaman olduğu gibi, filmlerde dahi, ilişkiler için fedakarlık yapmak gerekebiliyor. Bazen ise zorunda kalınıyor.

İşte bu filmde de, fedakarlık yapılması veya yapılmaması gereken bir konu olarak hayaller ele alınıyor.
Son dönemde kendi kendime şunu söyleyip duruyordum; ''Hayallerinden vazgeçmek yerine, insanlardan vazgeç''. Evet, acımasızca. Farkındayım. Peki ya şöyle dersek; ''Hayallerinden vazgeçmeni isteyen insanlardan vazgeç''. Şimdi kulağa daha bir yumuşak geldiyse de, emin ol ikisi de aynı şey. Çünkü iki farklı hayatın birleşmesi söz konusu olduğunda, yeni dengeyi kurabilmek için bir şeyleri yolda bırakmak gerekiyor. Hız kaybetmemek için, ağırlıklardan kurtulmak gerekiyor. Peki ama kimin hayatındaki ağırlıklardan vazgeçilebilir? Hayallerin orta yolu olabilir mi? Derken derken, bu film beni bu düşünce üzerine sahip olduğu kurgu ile daha bir sarstı. Hem bana hak verdi, hem de tam tersinin de mümkün olabileceğini son sahneleriyle gösterdi. Fedakarlık yapılırsa ne olabilir, yapılmazsa ne olabilir diye ayrı ayrı bir çırpıda gösterdi ve beni soru işaretleriyle bıraktı gitti. Yetmedi, bir de bu güzel aşka özendirdi. Eh, iyi mi oldu böyle? Şimdi müziklerinden başka bir de soru işareti bıraktı bana. Birinden vazgeçmek ile hayallerinden vazgeçmek arasında kalmak ne fena şey.






Kaçan uykum geri geldi. 3 saat sonra tekrar uyanmam lazım.

Demem o ki, hala izlemeyenler kesinlikle izlesin, sevilesi! Filmi izleyenler ise, nolur söylesin, kafası karışan bir ben miyim?
Filmi de ayrı tutarak sormak istiyorum, şu hayaller ve insanlar ile ilgili söylediğim şeyde, gerçekten çok mu acımasızım?

Sevgiler,
İlham Kedisi



Share:

8 yorum:

  1. Bende katılıyorum ya.İnsanlardan vazgeçmek daha kolay geliyo banada.Çünkü o insan zaten senin kalmanı istese hayallerinden vazgeçirmeye çalışmazdı. 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayaller, hayatlarımızın ruhları gibi. Çekip çıkarmak, ruhu olmayan bir hayat demek ve yaşatmaya çalışmak ne kadar mümkün düşünün...
      İnsanlar da hayatlarımızdaki oyuncular aslında ve hayat onlarla güzel. Hayallere renk katmayı tercih etseler ne ala. Tek sorun, bu oyuncular onun yerine hayatları, hayalleri ele geçirmeyi pek bir seviyor :) Haksız mıyım?

      Sil
    2. Seni hayallerinle sevecek insan hayatına renk katabilir.Diğerleri tüm renklerini siyah-beyaza çevirirler...Canlılığınızın solmaması dileğiyle 😃

      Sil
    3. O kadar güzel söylediniz ki...
      Neyse ki, o insanın bir yerlerde var olduğuna hala inanıyorum. Renklerimize renk katan insanlarımız bol olsun diyorum ben de öyleyse :) Çok teşekkür ediyorum, güzel yorumunuza!

      Sil
    4. Kucak dolusu sevgi ve kalp dolusu aminnnn diorum 😘

      Sil
  2. 'Hayallerinden vazgeçmeni isteyen insanlardan vazgeç'' cümlesini ben de tuttum. Çünkü hayal, inancın ve ümidin mahsulü. İnsan bunlardan birini bile vazgeçse, herşeyini yitirir.
    Şimdi müziklerinden başka bir de soru işareti bıraktı bana. "Birinden vazgeçmek ile hayallerinden vazgeçmek arasında kalmak ne fena şey" cümlesi paradoks yaratan bir cümle. Bir insan hakikat kimliğini bırakıp, yalana teslim olamaz. Faraza sevdiğinin beyni üzerinden düşünemem, sevdiğinin kalbi üzerinden hissedemem, sevdiğinin davranışlarını aynen taklid edemem. O bir kapak ise, ben de bir tencere olurum. Önce bir tencere yuvarlansın ki kapağını bulsun.
    .....
    Aaaaaah, aaaaaah!... Neydi o güner, nostalji olup siyah beyaz fotoğrafta kaldı. Fotoğraf albümüm bile yoktu. Siyahbeyez fotoğraflarım bayramlık bir lokum kutusunda saklandı.


    YanıtlaSil
  3. Sevgili Arzu...

    Ne yazık ki düşündüklerinde acımasız olan sen değilsin.düşüncelerinde seni acımasızlığa iten insanlar...Oysa fedakarlık hesaplanılası aritmetik bir matematik problemi değildir..Matematiğin bize kattığı kazık problemlerinden fazlası bir şekilde,insanların daha kusursuzsuz problemler üretebilmesi yeteneği ayrıca takdir-e şayandır... O yüzden bu bir tercih değildir,İnsanlar mı ,Hayaller mi ? Bence her ikiside mümkün...Ama illaki bir seçim olmaya zorlanılıyor ise elbette ki Hayallerinden asla vazgeçme...Hayallerimiz değilmidir bizi kendimiz yapan...Hayallerini vazgeçmeni isteyen insanlar ise zaten senden vazgeçmiş insanlardır,dolayısıyla ortada senin vazgeçebileceğin bir karakter de kalmıyor...
    Ruhun ve hislerin o kadar derin ve sevgi dolu ki,muhakkak bir gün hayallerinle beraber yaşatabileceğin insanlar olacaktır yanında temennesiyle müsadenle çayım ve sigarama tekrar dönüyorum ...:)

    Derin sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Adsız,

      Sana tamamiyle katılıyorum. Her ikisini de mümkün kılmak bu kadar zor olmamalı. Zorlaştırmak yerine, kolaylaştırmak ne güzel olur halbuki.
      Bir insanın hayatını kolaylaştırmak ya da onu geç, hayaline kavuşması için bir şeyler yapmak, bunu kolaylaştırmak gibi bir mutluluk sahnesinde başrol oyuncusu olabilmek de mümkün aslında bir insan için. Herkes beceremiyor yine de.
      Ruhum, hislerim; ah hiç sorma. Güzel dileğin için kalpten teşekküler. Ben de tüm kalbimle bunu diliyorum. Nihayetinde her bir hayalden öte olarak, bir ''kişi''nin de hayalini kuruyoruz. O yüzden bu soru var hep.

      Sevgiler..

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com