Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aidiyet

İtiraf etmem gereken bir şey var... Hakikaten de imkansız diye bir şey yokmuş. bir kere daha görmüş oldum. İnsan bir kere mecbur kalmayagörsün zaten, yapamayacağı şey yok. Başa gelen de çekiliyor en nihayetinde. İstanbul... Hiç bir zaman, yaşamanın hayalini kurmadığım bir şehir. Hayal bile değil iken, evim olan bir şehir. Hayalini kurduğum onca şehre inat hem de. Asla alışamayacağımı biliyordum, ama asla! Burada kurduğum her yeni düzende, eskiyi özlüyordum. Eski hayallerimi mesela.Ne bileyim işte... En basitinden, İzmir'de iş bulma hayalini düşündükçe üzülüyordum. Ya da İzmir'de sahip olduğum o düzenle, burada kurduğum düzeni kıyaslayınca hiç bir şey kesişmiyordu hayatımda ve ben bu yeni şehirle başa çıkamayacağıma daha da inanıyordum. Bu sırada İstanbul'a alıştın mı diye soranlara da böyle bir şeyin imkanı olmadığını anlatmaktan usanmıyordum. Sonra... Sonra ne oldu gerçekten bilmiyorum. Tam olarak ne zamandan sonra içinde bulunduğum resme uzaktan bakabilmeye başladım,...

Son Bir Ay

Başlamadan önce, bu yazının geçen hafta yazıldığını, ancak sonuca bağlayamadan bir takım meşguliyetler sebebiyle ortada kaldığını belirtmek isterim. Yüzünü gören cennetlik diyenler için de tam şuraya bir tane çiçekçi kız fotoğrafı iliştiriyorum. *** Bir ay olmuş! Varsın olsun sevgili blog... Her ne kadar ara vermiş gibi görünsem de, değil öyle. Hala aklım fikrim yazmakta. Sadece burayı ihmal ettim, hepsi bu. Yalnız bu bir aylık süreçte neler yaptığımdan bahsedebilmek için önce bir zihnimi toparlamam lazım. Ya da, dur bakayim.. Şu instagram hikayelerindeki fotoğrafları mı toplasam onun yerine acaba? Daha kolay olur hem hatırlaması, hem de seriye kaldığımız yerden devam etmiş oluruz. Oldu bu iş! Kışın gelişi havanın soğumasından değil de Yeşilköy sahildeki insan sayısının azalmasından belli oluyor benim için. İster cumartesi olsun, ister pazar bu aralar bir sakinlik var ve bu, kış demek... Geçen yıl yine bu mevsimde, sadece geceleri çıkıp yürüyüş yapıyordum. Sırf insan...

Kedili Hava Sahası

Bu sabahın mutluluk itemleri; *gözümü açar açmaz okuduğum bir mutluluk *sabah 7 buçukta tamamen kendi isteğimle kalkmış olmam ve üstelik kendimi inanılmaz dinç hissetmem *üzerimde ince bir gömlekle kahvaltıyı dışarıda yapıyor olmama rağmen sabah esintisinin içimi ürpertmeyişi  (hoş, ürpertse dahi bu maddede yer alabilirdi...) *kedili bir hava sahası *az sonra kedili hava sahasında beliren, büyük kulaklıklı bir oğlan çocuğu... ne dinliyor hiç bilmiyorum. kediler az evvele kadar gözlerini benden ayırmaz iken, bu oğlanın gelmesiyle etrafını sarıyorlar. tam 7 kediden bahsediyorum. çoğunluğu yavru. oğlan kedili çemberin ortasında, şaşkın. dev kulaklıkları ile bana dönüp bakıyor. benden başka kimse yok onları gören. ben de ellerimi iki yana açıyorum, ben de şaşkınım dercesine. sonra kulakları çıkarıyor, birşey dersem diye. ''seni tanıyorlar bence'' diyorum. ''emin değilim, bence birine benzetiyorlar'' diyor. haydi buyrun cevaba! *kah...

Mauritius'a Uçtum!

Sayın okuyucularımız, hostesiniz konuşuyor. Efendim şu anda cennetten bir parça olan Mauritius hakkında yazmaya başlamış bulunuyorum! Tahminimce bu yazıyı yazmam bir kaç dakikamı, yaşadığım güzelliklerin etkisinden kurtulmam ise bir ömrümü alacak... Tam da bu sebeple, birazdan okuyacağınız bu kısa yazının bir gezi yazısı olmadığını belirtmek isterim. Sadece fotoğraflarla bana eşlik edin istedim. Aldığımız son hava raporuna göre yağmurlu günler bizi bekler. Peki ama bizi yağmur yıldırır mı, sevgili okuyucu? Tabii ki, hayır! Hepinize şimdiden iyi okumalar ve keyifli seyirler dilerim. Ruhumu dinlendiren bu adaya borçlu olduğum için, iç sesimle yazıyorum şimdi. Madagaskar'ın doğusunda bulunan ve komşusu bulunmayan bir ada ülkesi burası. Haritada ise minicik bir nokta. Öylesine minicik ki, üstünde yazan adı olmasa varlığına inanamayacak insan. Gelmeden önce tüm cesaretimi toplayıp, yapmayı planladığım bir çok şeyi yapamadım aslına bakarsanız. Mesela parasailing, mesela su altı ...

Bir Cumartesi

Merhaba canım blog! Yukarıdaki kolajda bu cumartesi günümden ve instagram hikayelerimden dağınık bir bütün görmektesin. Çünkü yeni yazı serisi ''Instagram Hikayeleri'', tüm hızıyla devam ediyor! Fotoğrafları görmeden önce, bu cumartesi neler yapmışım biraz anlatayım. Tüm yorgunluğuma rağmen aslında epey aktif bir gün geçirdim. Öğleden sonra ingilizce dersim vardı. (Bahsetmedim sanırım ama IETS skorumu yükseltebilmek için yabancı bir hocadan özel ders alıyorum.)  Tek boş günüm bu cumartesiydi. Bir yanım ''yat uyu allasen'' dese de duymazdan geldim. Her ne kadar zor da olsa kalktım o yataktan ve Taksim'e doğru yola koyuldum. Tam da planladığım gibi erken vardım ve çoktan yapmış olmam gereken ödevleri hızlıca 1 saat içinde yaptım. Bazı makaleler sonuç kısmına ulaşamamış da olsa... Yaptım mı yaptım! Kurs sonrasıysa hep gezmeli, iyilikli güzellikli boş bir cumartesi işte.  Taksim'den Galata'ya, oradan Karaköy'e ve oradan ise Be...

Instagram Hikayeleri

Yepyeni bir içerikle karşındayım sevgili blog! Bu aralar değişik bir şeyler yapma ihtiyacı içerisindeyim. Bu ihtiyaç doğrultusunda planlamaya çalıştığım bir kaç fikrim var aslında. Blogla alakalı ve alakasız olarak farklı bir kaç fikir... Tam oturtamadım bir plana. O yüzden şimdilik bunları geçelim ve  basit bir içerik fikri olan bu yazının konusuna gelelim! Konumuz, instagram günlükleri, nam-ı diğer instasnap'ler. Daha önce hiç bahsetmedim ama instagramı olabildiğince aktif kullanıyorum. Şimdilerde instagram ''snapchat''te olan özellikleri de aldı ve bu sayede ben sadece instagramı kullanmak için yeni bir bahane daha edindim. Ve diyorum ki, paylaştığım fotoğraflı hikayeleri blogda da ara ara paylaşayım. Olur mu? Oldu bu iş! Geçen haftalarda bir pazar günü '' işe gitmek istemiyom ben bu pazar' ' diye ağlak ağlak yazmıştım hatırladın mı? Kendime bir cumartesi pazar dilemiştim, burada . Dileğim kabul oldu ve aylar sonra ilk kez hafta sonu bo...