Ana içeriğe atla

Konfetiler

Çok ara verdim çoook!
Nasıl alışmışım ben bu blogda yazma işine meğer. Unutup gittiğimden değil ama bilgisayarım bozulduğundan yazamıyorum sevgili dostlar. Günlüğümde takılıyorum bu süreçte de. Ama birazdan vereceğim haberi henüz ona da yazamadım.
En son yazımda Adapazarı'ndaydım ve hayatımın değişmesine yakınlaştığına dair bazı durumlardan bahsetmiştim. Motivasyonumun inişli çıkışlı günlerinden bir gündü hatırlarsanız.
Dönüşümün konfetilerle olması dileğimi hatırlayanınız var mı peki? Gün bu gündür! Tebrikleri alabilirim çünküüü mülakatları geçtim ve eğitime davet edildim.
Kuşadası'na taşınmayı beklerken hiç hesapta olmayan bir şehre. İstanbul'a taşınmak gündemime hop diye oturuverdi böylelikle. Kendimi mükemmel hissettiğim günlerdeyim. Bir zaferi kutlamayalı epey olmuştu sanırım. O yüzden bu postun altında kadehler tokuşturabilir, göklere balonlar bırakabilir ve konfetiler ile ortalığı dağıtabilirsiniz!
Nereden devam etsem hiç bilemiyorum bu yazıya. Bir günlüğüme göz atsak mı dersiniz...
7 Mart,2015 
...Bu arada Postcrossing de meyvesini vermeye başladı. Beş tane kartpostalım var şimdiden; Florida, Adelaide, Tayvan ve iki tane de Almanya'dan. Bu yıl bunun gibi dahil olduğum oluşumlar sayesinde ot gibi yaşamaktan kurtulup, güzel anılar biriktirip mutlu oluyorum. 2015'e dair yaptığım en güzel şeyler listemde şimdilik durum böyle. Merak ediyorum daha gelecek olan güzellikleri. Kartpostal değil tabii bahsettiğim; anılar, mutlu haberler mesela. Bu hafta içi mülakat sonucum da belli olur diye umuyorum. Bazı adaylara sonuçlar gönderilmeye başlanmış çünkü. Olursa sevinçten göklere uçacağım o kesin. Ama olmazsa? Mhmm, bu konuyu sonra konuşalım mı? Şimdilik güzel konular ve umutlar ile konumuzu kapatalım. :)
Demişim mesela en son defterimde. Bunu çok seviyorum işte. Bazen gelecek günleri düşünmekten, of acaba o nasıl olacak bu nasıl olacak diye tasalanmaktan çok yoruluyorum. Sık sık kendime o "önemli" günden bir sonraki günü düşündürmeye çalışıyorum. Asıl günü düşünmektense bir sonraki günün olmuş bitmişliği daha rahatlatıcı oluyor. Bir de geçmişten gelen haberler ile o günü yaşama hayalini seviyorum. Mesela sırf bu yüzden ikinci mülakata davet edildiğimde rast gele bir adres alıp Almanya'da birine kart gönderdim ve ona sürecimden bahsettim. Bu kart sana ulaştığında ben tüm süreci tamamlamış ve sana son durumu bildirebiliyor olacağım dedim. Ne zaman sonucun geldiği gün ile ilgili kötü düşüncelere kapılsam, kartın o kişiye ulaşacağı günü düşündüm. Ne zaman henüz sonucum gelmedi diye fenalık geçirsem, kartım da hala ulaşmadı ki diye hatırlamaya çalıştım. Ve işte şimdi her şey yerine ulaştı. Önce iyi haber bana, ardından da kart sahibine ulaştı.
Bu hafta yine İstanbul'da olacağım. Sağlık raporlarını teslim ve eğitime başlamak için gereken diğer işlemler için.Eğitimler de başarı ile tamamlandığında ben artık İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor olacağım. Umarım bir aksilik olmayacak ve her şey kutlama havasında sürüp gidecek hayatımda artık.
Üniversitede çok sevdiğim bir hocam vardı. Her derse girdiğinde başlamadan önce en az bir tane iyi haber duymak isterdi bizlerden. Büyük şeyler olmasını beklediğimiz için çoğu kez haber yok ki derdik. Sonra haberler "Kuzenim geldi hocam", "Ablam hamile hocam", "Yaz okulu açılcakmış hocam daha iyi haber mi olur" gibilerinden başlayıp yıl sonuna kadar sınıfımızda birikir olmuştu.İlla ki güzel şeyler oluyor da biz beğenmiyoruz sanırım. Söylemeye değer olması için ne olması gerek ki?
Sizde haberler neler bakalım? En az bir iyi haber ile birlikte bu yazının altında dans etmeye devam edebiliriz. Ah, tabii bir de konfetiler ile!
Sevgiler,

İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Sevgili İlham Kedisi... :) Uzun zamandır aklımdaydı bloga bir göz atmak, bu zamana kadar ertelendi. Günlük işler telaşı, bilirsin :) Gerçekten insanların birbirinden öğrenecek çok şeyi var hayatı daha renkli hale getirecek. Postcrossing'i senden öğrendim örneğin. Çok tatlı bir fikir, en yakın zamanda denemeyi düşünüyorum :) Hayatın, yoluna hep kendin gibi renkli insan çıkarması dileğiyle, sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Melekcimmm :) Ne güzel söylemişsin. Her insandan öğrenebileceğimiz en az bir ama mutlaka bir şey var. Bir şekilde hayatına renk katmanda ilham verebildiysem ne mutlu bana :) Rengarenk bir hayatımız olsun diyelim öyleyse, en güzel dileğimiz bu olsun!
      Ne zaman istersen bloguma beklerim heheh =)
      Kocaman öpücükler ve sevgiler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...

Almaty'e Uçtum!

Sevgili blog, Seni çok sevdiğimi ama defterimin yerinin apayrı olduğunu biliyorsun değil mi? Biliyorsun, çünkü arada bir bu gerçeği başına kakıyorum. Eski bir alışkanlık deftere yazmak... Az evvel ilk yazıyı yazdığım tarihe baktım da 2013, Temmuz'a ait. Ki bu ilk defterim değildi, ilk yazım kim bilir nerede ve ne zamana ait. Başka defterler de bitirdim, evet. Ama 3 yıldır çok az da yazsam benimle bu kadar çok gezen, nereye gitsem çantanın veya valizin bir köşesinde yer alan başka bir defterim olmamıştı. Bu defterimin arasında, gittiğim yerlerden topladığım yapraklar, kokladığım çiçekler, biletler, bir broşür, Uganda'ya ait seçim kağıdı (valla var) ve hatta bir tane de milli piyango bileti var- amortisiz. Sanki blogda fotoğraflarla kaydedebildiğim anılara ait ruhları da defterime hapsediyorum gibi bir his aslında bunları yapmamın sebebi. O güne ait çiçeğin kokusu, rengi defterin yaprağında iz bırakıyor ve bu bana daha canlı bir şey gibi geliyor. Ama yine de defterime çok yazamı...