Ana içeriğe atla

Bir Fragman- Roma

İlham kedisi nihayet çocukluğundan beri hayalini kurduğu, nedenini bilmese de hep hayal dünyasında yazdığı hikayelere mekan belirlediği şehre kavuştu! Roma'dayım, a dostlar!
Günlerdir oradan oraya savrulurken gökyüzünde çizdiğim çizgilerin rotası iyice birbirine girmişti. Hani bir şekil çıksa o uçağın rotasından, ne çıkardı merak ediyorum. Artık nereye uçtuğumun çok farkında olmadan tek benimsediğim havalimanlarının evim olduğuydu. Havaalanından burnumu çıkardığım tek yer ise İstanbul iken bugün kendimi Roma'nın havasını solurken buldum.
Dün gece Roma uçuşum olduğunu ve orada kalacağımı öğrendiğimde ''evet'' dedim ''evet, artık evrenle aramızda çok sağlam bi iletişim var ve tüm mesajlarım doğru iletiliyor''. Hemen akabinde de evde halay havasına girdim çünkü söyledim ya, Roma benim hayal şehrimdi. Bundan üç yıl önce üniversitenin bir projesi ile İtalya'ya gittiğimde Floransa yakınlarındaydım ve Roma'ya gitmek için izin alamamıştım. O kadar yaklaştığım halde görememek çok canımı sıkmıştı. Gün bugünmüş. Hiç ummadığım bir günde ummadığım bir şey yaşadım. Çok sevdiğim İtalyancayı duydum sokaklarda bol bol. Nihayet dev İtalyan pizzasını yedim, Trevi çeşmesinin yakınında küçük bir restoranda. Peşimde sokak sanatçılarının akordiyon sesleri ile dar sokaklara girdim çıktım. Devasa bir dondurmayı erimesin diye bir çırpıda bitirdim.Yönümü hiç kestiremedim, sadece ayaklarım yürüdü ben takip ettim. Kartpostal aldım iki tane ve gönderdim. Merak ediyorum kartlar ulaştığında ben daha başka nerelere gitmiş veya tam o esnada nerede olacağım.
Biri beni yolda durdurup bugün günlerden ne dese hiç bilmiyorum. Zaman kavramım herkesinkinden farklı artık. Ben bir günü bitirdiğimde siz belki iki günü bitirmiş oluyorsunuz ve ben hızınıza yetişemiyorum. O yüzden ben artık günleri takip etmeyi bıraktım, mekanların peşinden gidiyorum. Uçuşlarım günlerim oluyor. Bir güne iki ülkenin iki şehrini yaşamayı sığdırdım. Bugün böyle bir gün. Şu an otel odasında bir kahve ve bir müzik ile Roma'da ilk ve (şimdilik) son  gecemi yazıyorum.Yarın tekrar görevli uçuşumla İstanbul'a dönüyorum. Gelecek rotamı hiç bilmiyorum, ama bugün bir hayali gerçekleştirdim onu biliyorum.
Bir gün buraya uzun vadeli gelmek ve burayı yaşamak istiyorum. Bugün bunun için bir fragmandı sadece. Hayatımın farklı ve beklenmedik anılara  sahip olmasını seviyorum. Daha biriktirecek çok anı var. Ve çok fotoğraf... Bugüne ait en sevdiğim fotoğafları şöyle bir kenara iliştireyim, hem yazıma renk gelsin hem de anılar yerini bulsun :)



:)




Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. Ben eski bir dil fakültesi öğrencisi olarak Roma'yı bilmeliydim , o zamanlar sınavda İtalyanca (hayali) yaptığım bir Roma gezisini anlatabilmeliydim. Nihayetinde tam bir fiyasko oldu beni Roma'dan da soğuttu!

    YanıtlaSil
  2. bir heykelin onunde poz vermeyi unutmuşsun ;) <3

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...