24 Şubat 2017 Cuma

Apartman Sohbetleri #5 #6 ''Yetenekli Bisküvi''




Bu görmüş olduğunuz fotoğraf anın fotoğrafıdır. Tam şu an Barcelona'nın güzel sokaklarından birinde bulunan evimizden yazıyorum. Ara sıra yazıdan başımı kaldırıp manzarayı görebilmek ve bu anın tam içinde olduğumu kendime hatırlatabilmek için burayı seçtim. Balkon demirlerindeki yağmur damlalarına bakıp mutlu oluyorum. Barcelona'nın çapkın yağmurları, buz gibi damlayarak kalbime girmenin sinsi yollarını biliyor. Bir sokakta ansızın karşıma çıkan rengarenk bir festival ile Barcelona'nın sokakları da aynı şeyi yapıyor. Havası, kokusu, renkleri, büyüsü herşeyi ile bazı şehirler insanı kendine aşık edebiliyor. Burası, o şehirlerden!

Fotoğrafla sizi de biraz olsun çekebildiysem bu ana, meydan okumanın bir diğer sorusu ile kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Gereksiz Bir Yeteneğin Var mı?

Ah ah, olmaz mı!
Ama önce şunu belirterek başlamak istiyorum. Yeteneğin gereksiz olması ilk başta bana biraz tuhaf gelmişti. Yetenek yahu, diğerlerinde olmayan veya nadiren olan bir şeyin sana bahşedilmesi gereksiz olamaz ki demiştim. Sonra aklıma müthiş yetenekli olmayışım, ama lüzumsuz iyi olduğum konular gelmeye başladı.
Bir yeteneğin gereksiz sayılabilmesi için onun faydaya dönüştürülememiş olması geçerli bir sebep olabilir dedim öyle olunca. 
Şöyle ki, benim lüzumsuz derecede çok iyi olduğum bir reflesks meselesi var. Bakmadığım yönde düşen bardağı havada kapmalardan tutun da, önümde takılan insanı çat diye kolundan yakalamalar olsun, efenime söyliyeyeyim dolaptan düşmeye yeltenen yastığı hiç istifimi bozmadan ve yürümeye devam ederken tutup yakalamam gibi gibi onlarca refleks örneğim var ki şu an gözünüzde canlanmadıysa diye söylüyorum, bu anlara tanık olanların genelllikle verdiği tek bir tepki oluyor; ''Yok artık!''. Çünkü o kadar gayri ihtiyari ama müthiş bir hızla yakalıyorum ki, henüz cisim bile düşmekte olduğunu fark edemeden benim tarafımdan yakalanmış oluyor. Öyle yani. Ama gerek var mıydı buna? Yoktu bence. Çünkü amerikan futbolu oynamıyorum. Veya kalecilik dahi yapmadım, anlamam hiç. Ya da, ailem bunu fark edip de biz bu çocuğu sirke yazdıralım jonglör olsun da demedi. Öyle evde havalanan nesneleri yakalamaktan başka bir işime yaramadı bu anlayacağınız. Öyle olunca gereksiz dedim. Arkadaş çevresini etkilemekten başka da bir faydasını görmedim.

Gelsin sıradaki soru;

Hastası Olduğun Bir Bakkal Ürünü Var mı?


Söylüyoruuum, söylüyoruuum!
Probis! Hastasıyım gerçekten. 2 dakika içinde tüm paketi yiyip, keyfime bakabilirim. O kadar seviyorum işte.
Bilmeyenler için görseli burada.
O ben küçükken, halley gibi paketlerde olurdu. Tekli olurdu yani. Sonradan bir paket bisküvi olarak satılmaya başlandı ve o zaman hayat bana bayram oldu işte. Olsa da yesek dediğim tam şu an Barcelona'da olduğumu hatırladım yine.
Ah balkonum, bir bakayım sana şöyle... Harika görünüyorsun!
Geçen gün blogda bahsettiğim balkon hasretini gidermek için buradan daha güzel bir yer olabilir miydi merak ediyorum şimdi.

Diğer soru başlı başına bir yazı konusu. O yüzden burada bitiriyor ve kendimi Barcelona sokaklarında kaybetmeye gidiyorum!

Sevgiler,
İlham Kedisi

Share:

5 yorum:

  1. Huhuu durun kaybolmayın daha önümzde çok uzun bir zaman var 😃

    Probisde sevilmicek gibi degilki arkadaş.Ohh valla 😃

    Bu arada keyfiniz hic bozulmasın 💙😊

    YanıtlaSil
  2. probis annemin bana ilkokulda 'uygun gördüğü' 'okey verdiği' bir bakkal ürünüydü. hatta annem öğretmenlik yaptığı okulun kantiniyle anlaşırdı- eve kutusuyla alır, günde bir tane bana kıyak saati yapardı.

    bu arada fotoğrafına kalp, sevgi, öpücük.

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar,
    Tık tık sevgili ilham perisi apartman sohbetlerini yapan arkadaşlar haber versin gelip bakıcimmm dedin ama hiç gelmedin neredeyse bitmek üzere benim challenge haberin ola :) (bir da misafir gönül koyduğu açık açık belirtir) :)))
    Probisi de çok yerdim çocukken ama benim aklımda kalan tombi olmuş ;)
    Ben kaçar kal sağlıcakla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Az önce kapına geldim, bi tabak çikolatalı kek ile :) Telafi niyetine afiyetle de okuyorum yazılarını, biline :)

      Sil
    2. Huu huuu komşu komşu çikolatalı kekin de pek bi güzel olmuş. Elcağızlarına sağlık çolçocuk pek bi keyifle yedik.Böyle tatlı insanları kaybetmemeli bulmuşum bi kere hayatta bırakmam :)
      Sevgilerimi bırakıyorum ♥ burdan alırsın ;)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com