22 Şubat 2017 Çarşamba

Apartman Sohbetleri #4 ''Kahraman''

Sevgili blog, 
Şu an sana 12495 metre yükseklikte saatte 690 km hızla yazıyorum. Sağımda uçsuz bucaksız mavilik ve pamuksu bulutlar, hemen altımda ise hayranı olduğum karlı zirveler. Ve sanırım 10 dakika sonra Barcelona için alçalmaya başlıyor olacağız. Yanılıyorsun. Bu kez yolcu koltuğundayım. Ve bu kez havalimanında beklenen benim.
Meydan okuma devam ededursun, ben Barcelona’da müthiş şeyler yapıyor olacağım. Uğrayamazsam darılma sakın. Ama merak edersen bol bol Instagram’da olacağım.

Şimdi gelelim sorumuza;


Çocukluk Kahramanın Kimdi?


Meydan okumanın en zor sorusu bu benim için. Kahraman denilince, gelip seni kurtaracak bir insan tanımlamaya çalışıyorum çünkü. Gel gelelim çocukluğumda kahramanca davranışlarına hayran kaldığım biri olmadı etrafımda, ailemde. Ama hayranı olduğum, yetenekleriyle bir süper kahramana benzettiğim bir ünlü olduğunu hatırladım sonra. Güzel olan şey ise, bu kişi sadece çocukluğumun kahramanı olarak kalmadı. Benim için hala öyle, hala kahraman. Hala imrenirim, hala hayranımdır. Yaptıklarına, şarkılarına, hatta tarzına. 
Sevgili Barış Manço, 7’den 70’e herkesin olduğu gibi benim de kahramanım. Onun gibi vizyon sahibi birini daha önce hiç görmemiştim. Sanki herşeyi bilen tek kişi oydu benim için. Gezi programı vardı o zamanlar. ‘’Acayip’’ yerlere gider, ‘’acayip’’ şeyler anlatırdı. Cesurdu ki bunları yapabiliyordu. Farklı dillerde konuşuyordu. Farklı kültürden insanlarla tanışıyordu ve herkes onu çok seviyordu. İşte bu adam, her açıdan benim kahramanımdı. 



Anaokul zamanlarında onun ‘’Adam Olacak Çocuk’’ programını izlemeden kahvaltı etmezdim diye hatırlıyorum. Kahvaltı sofralarında açık olan televizyonda hep o ve adam olacak çocukları olurdu. Ve ben hep ben katılsam hangi şarkıyı söylerdim, söyleyebilir miydim diye düşünerek o kahvaltıları yapardım. Ya eğer beni kandırmadılarsa, bi ara başvuru formu gönderdiklerini söylemişti bizimkiler. Ama sonra hiç ses çıkmadı. Bunu hatırladığım iyi oldu bak. Bir arayıp sormalı. Rüyamda görmüş ama gerçek olmuş sanıyor da olabilirim. Çocukken rüyaların gerçek olduğunu diretme gibi bir huyum da vardı çünkü.
Barış Manço’nun vefat ettiğini ana haber bülteninde öğrendiğim an gözümün önünde. Tam o esnada akşam yemeği için sofradaydık. Ve ben öldüğünü öğrendiğim anda, nasıl büyük bir şoka girdiğimi ve asla bu durumu algılayamadığımı hatırlıyorum. O gece sürekli ağladığımı da. Ve diğer günlerde bu üzücü haberin geçtiği, onun görüntülerinin yer aldığı her programı izlediğimde içimin nasıl burkulduğunu da hatırlıyorum. O benim kahramanımdı. Ölümü kahramanıma yakıştıramadığım için bu denli etkilenmiştim. Ve Barış Manço’dan önce ölümle tanışmamıştım. O zamana kadar sevdiğim hiç kimse ölmemişti. Hiç ölüm üzerine düşünmemiştim. Bu sebeple de kahramanım bana son bir ders vererek büyümemi sağlamıştı. Sonra sevdiklerimin ölümleriyle karşılaşmaya başladım. Aynı yıl dedem, babaannem vefat etti. Ve ben büyüdüm. Adam olacak çocukların gözlerinden yaşlar gelerek de büyümesi, adam olması gerekiyor çünkü. 
Nurlar içinde uyusun sevdiğimiz herkes.






Sevgiler,
İlham Kedisi


Share:

3 yorum:

  1. Barış Manço'nun gezi programını çok severdim :)

    YanıtlaSil
  2. Hemen Instagram'a koşup Barselona maceralarını takip edeceğim :)

    YanıtlaSil
  3. İnstagram'da takibe aldım...

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com