Ana içeriğe atla

Apartman Sohbetleri #4 ''Kahraman''

Sevgili blog, 
Şu an sana 12495 metre yükseklikte saatte 690 km hızla yazıyorum. Sağımda uçsuz bucaksız mavilik ve pamuksu bulutlar, hemen altımda ise hayranı olduğum karlı zirveler. Ve sanırım 10 dakika sonra Barcelona için alçalmaya başlıyor olacağız. Yanılıyorsun. Bu kez yolcu koltuğundayım. Ve bu kez havalimanında beklenen benim.
Meydan okuma devam ededursun, ben Barcelona’da müthiş şeyler yapıyor olacağım. Uğrayamazsam darılma sakın. Ama merak edersen bol bol Instagram’da olacağım.

Şimdi gelelim sorumuza;


Çocukluk Kahramanın Kimdi?


Meydan okumanın en zor sorusu bu benim için. Kahraman denilince, gelip seni kurtaracak bir insan tanımlamaya çalışıyorum çünkü. Gel gelelim çocukluğumda kahramanca davranışlarına hayran kaldığım biri olmadı etrafımda, ailemde. Ama hayranı olduğum, yetenekleriyle bir süper kahramana benzettiğim bir ünlü olduğunu hatırladım sonra. Güzel olan şey ise, bu kişi sadece çocukluğumun kahramanı olarak kalmadı. Benim için hala öyle, hala kahraman. Hala imrenirim, hala hayranımdır. Yaptıklarına, şarkılarına, hatta tarzına. 
Sevgili Barış Manço, 7’den 70’e herkesin olduğu gibi benim de kahramanım. Onun gibi vizyon sahibi birini daha önce hiç görmemiştim. Sanki herşeyi bilen tek kişi oydu benim için. Gezi programı vardı o zamanlar. ‘’Acayip’’ yerlere gider, ‘’acayip’’ şeyler anlatırdı. Cesurdu ki bunları yapabiliyordu. Farklı dillerde konuşuyordu. Farklı kültürden insanlarla tanışıyordu ve herkes onu çok seviyordu. İşte bu adam, her açıdan benim kahramanımdı. 



Anaokul zamanlarında onun ‘’Adam Olacak Çocuk’’ programını izlemeden kahvaltı etmezdim diye hatırlıyorum. Kahvaltı sofralarında açık olan televizyonda hep o ve adam olacak çocukları olurdu. Ve ben hep ben katılsam hangi şarkıyı söylerdim, söyleyebilir miydim diye düşünerek o kahvaltıları yapardım. Ya eğer beni kandırmadılarsa, bi ara başvuru formu gönderdiklerini söylemişti bizimkiler. Ama sonra hiç ses çıkmadı. Bunu hatırladığım iyi oldu bak. Bir arayıp sormalı. Rüyamda görmüş ama gerçek olmuş sanıyor da olabilirim. Çocukken rüyaların gerçek olduğunu diretme gibi bir huyum da vardı çünkü.
Barış Manço’nun vefat ettiğini ana haber bülteninde öğrendiğim an gözümün önünde. Tam o esnada akşam yemeği için sofradaydık. Ve ben öldüğünü öğrendiğim anda, nasıl büyük bir şoka girdiğimi ve asla bu durumu algılayamadığımı hatırlıyorum. O gece sürekli ağladığımı da. Ve diğer günlerde bu üzücü haberin geçtiği, onun görüntülerinin yer aldığı her programı izlediğimde içimin nasıl burkulduğunu da hatırlıyorum. O benim kahramanımdı. Ölümü kahramanıma yakıştıramadığım için bu denli etkilenmiştim. Ve Barış Manço’dan önce ölümle tanışmamıştım. O zamana kadar sevdiğim hiç kimse ölmemişti. Hiç ölüm üzerine düşünmemiştim. Bu sebeple de kahramanım bana son bir ders vererek büyümemi sağlamıştı. Sonra sevdiklerimin ölümleriyle karşılaşmaya başladım. Aynı yıl dedem, babaannem vefat etti. Ve ben büyüdüm. Adam olacak çocukların gözlerinden yaşlar gelerek de büyümesi, adam olması gerekiyor çünkü. 
Nurlar içinde uyusun sevdiğimiz herkes.






Sevgiler,
İlham Kedisi


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...

Almaty'e Uçtum!

Sevgili blog, Seni çok sevdiğimi ama defterimin yerinin apayrı olduğunu biliyorsun değil mi? Biliyorsun, çünkü arada bir bu gerçeği başına kakıyorum. Eski bir alışkanlık deftere yazmak... Az evvel ilk yazıyı yazdığım tarihe baktım da 2013, Temmuz'a ait. Ki bu ilk defterim değildi, ilk yazım kim bilir nerede ve ne zamana ait. Başka defterler de bitirdim, evet. Ama 3 yıldır çok az da yazsam benimle bu kadar çok gezen, nereye gitsem çantanın veya valizin bir köşesinde yer alan başka bir defterim olmamıştı. Bu defterimin arasında, gittiğim yerlerden topladığım yapraklar, kokladığım çiçekler, biletler, bir broşür, Uganda'ya ait seçim kağıdı (valla var) ve hatta bir tane de milli piyango bileti var- amortisiz. Sanki blogda fotoğraflarla kaydedebildiğim anılara ait ruhları da defterime hapsediyorum gibi bir his aslında bunları yapmamın sebebi. O güne ait çiçeğin kokusu, rengi defterin yaprağında iz bırakıyor ve bu bana daha canlı bir şey gibi geliyor. Ama yine de defterime çok yazamı...