Ana içeriğe atla

Apartman Sohbetleri #14 ''Acılı''


Apartman sohbetlerinde laf lafı açadursun, bir durum güncellemesi yapayım.Yeniden İstanbul'dayım. Geldiğimden beri hasta olma ile olmama arasında gidip geliyorum ve şu ana kadar hala sağlıklı sayılabilirim.Gelelim sıradaki sorumuza, En sevdiğin fiziksel acı nedir?

İnsan bir acıyı sever mi demeyin. İyi düşünün vardır sizin de sevdiğiniz, ‘’ya acısa da öldürmüyo bu meret’’ dediğiniz bir fiziksel acı muhakkak vardır. Mesela benim için iki tane olacak.
Birincisi, o spor sonrası kas ağrısı diyorum ve hemen arkasından ‘’Üf!!’’ demek istiyorum.
Seviyorum ya elimde değil.
Hani sanmayın ki sportif bir insanım, spora tutkuluyum da o yüzden seviyorum.  Hiç alakam yok hatta spor yapmayı da hiç sevmiyorum. Benim için oldukça keyifsiz bir aktivite. Ki zaten aksini düşünüyor olsaydım ve sporu hayatıma sağlıklı bir bilinçle adapte edebilmiş olsaydım muhtemelen böylesine kas ağrısı yaşıyor da olmazdım.
Belki yaptığım spor işe yarıyor hissi vermesi bunu sevmeme sebep oluyor olabilir.
Enteresan bir motivasyon sebebi ama olsun, motivasyon motivasyondur.



Bir de geçen gün olunca aklıma geldi. Böyle uzun uzun oturursun da sonra ayağını yere basacağında ‘’Anam anam, ay ay ay’’ derken bulursun kendini iki büklüm.. Özellikle de bağdaş kurduysan ya da bir ayağının üzerinde uzunca bir süre var gücünle oturduysan. Sonrası o malum karıncalanma hissi.
O yeeah baby!
Artık uyuştun demektir.

Basamazsın. Bastıkça elektrik çarpmışa dönersin. O her bir adım cizt eder geçene kadar. İşte ben bunu da seviyorum.  Ama yalnız mıyım ya bunu seven insan olarak, hı?
Of ya gerçekten yalnız mıyım!


Soruların tamamı için  b u r a y a  T I K T I K.

 
Ve meydan okuma ile ilgili merak edilenler ile ilgili detaylı yazıya da b u r a d a n   T I K T I K.

Bir tane de yeni ''Apartman Sohbetleri'' videosu gelmiş, hemmen ekleyeyim buraya. Dolunay Soysert | Apartman Sohbetleri




Sevgiler,
İlham Kedisi



Yorumlar

  1. Cık, değilsin :) Bunlara artı olarak bir de moraran yerin üstüne bastırma var bende ;)

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle hoşgeldin ve geçmiş olsun. Geçiş mevsimi olduğundan mütevellit bana da hastalık gelmekle gelmemek arasında kaldı ;)
    Apartman sohbetimize dönecek olursak ben de tam tersi o ayağımdaki uyuşmadan kaynaklı acıdan nefret ederim. Zaten herkes aynı şeyden hoşlansa ya da nefret etse hayat çok sıradan olmazmıydı?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...