3 Mart 2017 Cuma

Apartman Sohbetleri #8 '"Bütün Çılgınlar Sever Beni"

Çok ara verdim gibi görünse de bu meydan okumanın bitmesini hiç istemediğimden yazmalara kıyamıyorum desem bana inanır mısınız? İnanmadınız, peki. Çok yoğunum be blog, öyle böyle değil! Ama zaman yaratmak için en küçük anı bile değerlendirmek zorundayım artık. Kendimi buna zorluyorum. O yüzden öğle arasında geçtim bilgisayarın karşısına ve sana yazıyorum.

Nasıl yani? Bu kız hostes değil miydi yahu? Öğle arası mı oluyor onlarda da gibi bir kafa karışıklığı yaşar gibi olduysanız eğer, hemen olduğunuz yerde kalın. Çünkü birtakım geçici değişiklikler söz konusu.

Açıklayayım. Mart ayı itibariyle bir ay boyunca yerde ve normal mesai düzeninde çalışacağım. Yani adeta normal bir insan olacağım. Damarlarında basınç dolaşan bir insan için, böylesine düzenli bir hayat başlarda zor gibi görünse de şu an halimden fazlasıyla mutluyum. Haftasonları düzenli boş günümün olması, sabahları kalktığım saatin belli olması, eve kaçta geleceğimin belli olması… Yani işin özüne bakarsak, birşeylerin ‘’belli’’ olması ne büyük nimet ve mutlulukmuş, onu tadacağım bu süreç boyunca. Mutlu Keçi ve Kahve’nin yaptığı gibi mart kararları ile ilgili bir yazı da ben yazsam iyi olacak sanırım. Çünkü yapmayı istediğim o kadar çok ‘’normal’’ aktivite var ki! Normalleşme sürecimde bu istediklerimi düzenli bir şekilde yapabilmem için yazmam şart. Durun bakalım, belki paylaşırım da.
Meydan okumada kaldığım yerden devam ediyorum.
Kendi cevabımı düşünmeden, utanmadan sorduğum bir soru var sırada.

En büyük çılgınlığın nedir?

Benim hiç çılgınlıkların olmadı ki, içlerinden bir de en büyüğünü seçebileyim. Deliyim, ama çılgın değilim. Couchsurfing profilimi oluştururken de bu soruyla karşılaşmıştım. O da yaptığın en çılgın şey diye sormuştu ve ben de ‘’henüz değil’’ yazmıştım. Aklımda acayip çılgın bir fikir de yoktu, hani gerçekleştirince profile geri gelip güncelleştirmeyi planladığım. Sonra üniversite bitti, işim hosteslik oldu falan ben de yeniden gittim profile ve o soruya cevap verdim, ‘’Yaptığım en çılgın şey, bulutların üzerinde çalışıyor olmak’’ diye. Bizim meslekteki insanlar arasında da hep ‘’biz normal değiliz, normal olsak bu işi yapamazdık’’ diye bir sohbet vardır. Hatta sevgilisi, eşi havacılığa bulaşmamış kişiler ‘’eşim bizden değil, o normal insan’’ der. 
Şimdi benim bu bir aylık normal mesai, siz normal insanları anlamamı sağlayacak. Beni aranıza kabul edebilir misiniz? Hem belki bir vesile olur, bu düzeni severim ve ben de hayatımı yeniden şekillendirme kararı alırım. (Hop, verdi yine ipucunu hemmen konuyu değiştirsin.)

Hani şu yeni yıl kararları ile ilgili konuşmuştuk ya… Orada da aşırı çılgın şeyler yazmadım ben. En çılgını olarak sayabileceğim bir günlüğüne Berlin’e gitmek var. Sabah ilk seferle gidip tüm gün, tüm gece dolaşıp geceyi havalimanında konaklamadan geçirmek ve yine ilk seferle dönmek olarak. Tek bir sırt çantası ile bir şehri yorgunluktan ölesiye, hızlıca yaşamak teması adı altında ve tamamen gezgin ruh ile. Sevdiniz mi?

Bir diğer çılgını da, Mert Fırat ile tanışmak. Hakikaten yazıyordu bu listemde. Ve birşey diyeyim mi, ben bunu gerçekleştirdim. Bir ay önceden, gidememe ihtimalime rağmen  Moda Sahnesi’ndeki ‘’Bütün Çılgınlar Beni Sever’’ oyunu için biletleri aldım. Bir arkadaşımı da bana eşlik etmesi için mecbur bıraktım ve sonra bir ay boyunca programımın çıkmasını bekledim. Sonunda oyunun olduğu güne boş olduğumu ve gidebileceğimi öğrendiğimde mutluluktan havalara uçuyordum. (Yine uçuyordum.)
Oyun efsane mi efsaneydi! Yüksek enerjili, inanılmaz eğlenceliydi. Gitmenizi kesinlikle öneriyorum. 4. sezonunda hala oynanıyor ve biletlere şuradan ulaşılabilir.
Oyun bittiğinde aklımdaki tek şey defterimdeki maddeydi;
‘’Mert Fırat’la tanış!’’, ‘’…tanış…’’, ‘’ t a n ı ş ‘’!!  Do it, do it!

‘’Ya beklesek mi ya, belki çıkar burdan’’

‘’Hömm, bilmem ki…’’

‘’Dur ben bir sorayım.’’

Üç saniye içinde öğreniyorum ki, aynı çıkıştan ayrılıyormuş oyuncular da. Pusuya yatıyorum ben de ve sonrasında hedefe ulaşılıyor, aşağıdaki fotoğraf elde ediliyor.




Heyecandan konuşamayıp hebele hübele ettiğim için kendisiyle tanışıklığım toplam kaç dakika sürdü gerçekten emin değilim.  Bu arada oyunun adı , meydan okumanın bu sorusunu düşündüğümüz zaman oldukça manidar olmuyor mu?


Soruların tam hali için 
 b u r a y a  T I K T I K.Ve meydan okuma ile ilgili merak edilenler ile ilgili detaylı yazıya da b u r a d a n   T I K T I K.


Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com