15 Ocak 2015 Perşembe

Sen Dünyaya Gelmeden

Margaret Mazzantini

Bir kadın, Gemma. Gemma'nın aşkı ve yolculuğu... İtalya ve Saraybosna arasında gidip gelen ruhu... Kitap da onun yıllar sonra anılarının peşinden gitmek istediği bir yolculukla başlıyor. Roma'dan Saraybosna'ya gidiyor ve biz onu tanımaya başlıyoruz. 
Her şey berrak başlamışken sırlar ile kaplanıyor sayfaları çevirdikçe. Bu yolculuğa çıkmadan önce bildikleri ile yolculuk esnasında bildikleri bambaşka. Ve bir de yolculuk bittiğinde.
Yaşananları birinci ağızdan, Gemma' dan dinliyoruz. O yüzden de kitaptaki bir çok kahramandan daha önemli bir yeri oluyor benim için. O üzüldüğünde üzülüyorum. O kime kızıyorsa ben de ona kızıyorum çünkü Gemma gibiyim kitap boyunca. Ve ortak korkular yakalıyorum onunla kendi aramda. Benim dile getiremediğim diplerdeki korkularımı o cesur bir dille anlatıyor ve bazen de yaşıyor. Yalnız başladığı hayatında yalnız kalamaz oluyor mesela ve ben de onun gibi yalnız kalmaktan korkuyorum.Yaşadığı şeyler o kadar gerçek ki. Aşkı hem tutkulu hem de kusurlu. O yüzden bu kadar gerçek ve o yüzden rahatsızlık hissi ile tutkuyu okurken yaşatıyor.
Dediğim gibi berrak başlıyor hikaye. Ama üzerinden savaş geçiyor, bir çocuğun doğumu ve yine o çocuğun ölümü geçiyor, gençlik geçiyor, aşk geçiyor ve bunlar geçtikçe bulanıklaşıyor. Gemma ile öğreniyoruz Gemma'nın hikayesini. Ve en sonunda öyle bir şey oluyor ki, olacağını anladığım an kitabı kapatıp sehpama koyuyorum. O sonu bir çırpıda okursam allak bullak olacağım. Bir gece geçsin hikaye dinlensin istiyorum. Ve bu sabah olacaklar ile yüzleşip bitirdim kitabı. Şimdi ben de Gemma gibi kime kızacağımı bilemiyorum.

"Saraybosna' dan ayrılmak üzereyiz. Goyko arabaya doğru yürüyor, onun sırtına bakıyorum. Sırt, senin göremediğin ve başkalarına bıraktığın tarafındır. Gitmeye karar verdiğinde arkanı çevirdiğin omuzların, fikirlerin sırta yüklenir."

"Bir tepki vermem gerek biliyorum, oysa masadaki muşmulalara bakıyorum. Olduğum yerde dururken, böyle yapmamam gerektiğini, bunun daha sonra can yakacağını biliyorum, ağlamak, kırılmak lazım. Aynı eksende kalmak, bulunduğu yerde aynen kalmak, bir milim bile kıpırdamamak tehlikeli. Hiçbir şeye yaramayan bir kahramanlık bu, şeref de hiçbir şeye yaramıyor. 'Havan topu mermisi mi öldürdü onu?' Ve konuşmak normal bir şey."


Bilmeyenler için söyleyeyim, bir de filmi var bu kitabın "Twice Born". Henüz izlemedim. Kitabı aldıktan sonra fragmanını bile izlemedim ki kitabın büyüsü bozulmasın. Az önce izledim fragmanı ve Margaret Mazzantini' nin karakterleri ile filmin oyuncularının ne kadar uyumlu olduğunu gördüm. Tam hayal ettiğim gibi hepsi. Hele ki Goyko, Gemma'nın arkadaşı. Eğer o beni şaşırtsaydı filmi de sevmezdim ama şimdi filmi seveceğimden de eminim.

Bu gece yine Gemma ile aynı yolculuğa çıkacağım ve bu kez Gemma'yı Penélope Cruz canlandırıyor. Bir de Saadet Işıl Aksoy ana kahramanlardan biri olarak oyuncu kadrosunda.
Film IMDB üzerinden 7,1; kitap ise Goodreads'de 4,22 almış.

Uzun zaman olmuştu kitabını okuduğum bir filmi izlemeyeli. Bakalım umarım beğenirim. Bu arada okuduklarınızdan Bosna savaşı ile ilgili ve savaşı daha derinden ele alan roman önerileriniz varsa seve seve alırım. Başlamışken hemen üzerine bir kitap daha eklemek istiyorum çünkü.

Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

2 yorum:

  1. Kitabı çok sevmiştim, ağlaya ağlaya okudum. Ama filmi bir türlü seyredemedim, bana da Penelope Cruz hiç Gemma değilmiş gibi geliyor, elim varmıyor bir türlü :)

    Savaşın kendisiyle ilgili değil ama Bosna'yla ilgili iki kitap geldi aklıma, belki okumuşsundur. Biri, Gündüz Vassaf'ın Mostari'si. Savaşın da bahsi geçiyor ama genel olarak oranın insanını çok güzel anlatıyor diye düşünmüştüm. İkincisi de Juli Zeh'in Sessizliğin Gürültüsü. Çıktığı Bosna yolculuğunu anlatıyormuş, insanlar, savaşın izleri, her şey. Aldım ama daha başlamadım okumaya, güzel olduğuna dair bir his var içimde :)

    Bir de Ivo Andriç'in Drina Köprüsü var, köprünün inşasından 1. Dünya Savaşı'na kadar geçen süreyi anlatıyor. Senin aradığından daha eski bir dönem tabii ama çok etkileyici bir kitap. Bazı "Ölmeden Önce Okunması Gereken Kitaplar" listelerine bile girmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir sürü kitap önerisiiii fiyuuu !! Çok sevindim çook teşekkür ederim. Gündüz Vassaf'ın öyle bi kitabı olduğunu da bilmiyodum öğrendiğim iyi oldu :)

      Gelelim filme.. Kitabı çok sevenlerin filmi beğeneceğini hiç sanmıyorum ama bu benim fikrim tabii ki. Ama şöyle ki filmi bitiremedim bile yarısında kapattım öyle söyleyeyim sen anla. Ne kitaptaki olaylara ne karakterlere hiç bir saygı duyulmamış her şey çok yüzeysel her şey çok ruhsuz ve bambaşka bir şekilde işlenmiş. Dayandım dayandım ama yarısına kadar. Hayatımda ilk defa sinirlenip bir filmi kapattım. Kitabı okumasam rahatsız olmazdım belki ama filmdeki konuların da hiç birini anlamazdım. Gemma'yı da hiç sevmezdim şüphesiz. Ne kadar önemli detay varsa geçilmiş, senaryoda saçma sapan yerlere düzensizce yerleştirilmiş, oyunculuklar desen karakterlerin hakkını hiç verememiş.

      Yani özetle, bana kalırsa film kitabın üzerine büyük bir gölge düşürmekle kalmıyor, her bir sayfasına da ihanet ediyor. Bu zamana kadar elin gitmemiş ya varmış bi hikmeti bence :) hiç bulaşma diyorumm, sevgilerimi gönderiyorumm :))

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com