Ana içeriğe atla

Mutlu bir kış için "Yardım"

Sevgili kış... Kışın ilk gününde atıp tuttuklarım için ne desen haklısın. Sen ne biçim kışsın diye haykırışlarımı hatırlayıp utanıyorum şu an. Bakıyorum da ortalığı kırdın geçirdin. Elin de pek bolmuş, neredeyse İzmir hariç her memlekette kar var. İzmir de pek soğuk bu sayede. Tepede güneş parlaklığıyla göz alıcı olsa da ısıtma konusu açılınca bulutların arkasında saklanıyor hemen. Hal böyle olunca bize de rüzgarı, fırtınası acayip ıslıklı ayaz günler kalıyor. Herkesin bildiği üzere İzmir için 0 derece de ölümcül soğuk sayılabiliyor.
En sevdiğim kış modası var şimdi sokaklarda. Kazak üzeri kazak artı mont modası. Bere ve atkıların yardımıyla da soğuya yer bırakmayan robokop moda haftası yürümeleri. Kırmızı burun bu haftaların vazgeçilmez parçası. Neden bilmem, ben böyle soğuk zamanlarda donsam da içten içe bir mutluyumdur. Herkes şikayet eder, "uf bu ne soğuk ya" diye ben de "sorma yaa" derim ama içimden de gülümserim. Alıp o soğuğu öpesim gelir. Kışa aşkım bi başkadır benim.
Buraya kadar her şey normal. Ama mevsimlerin doğal güzelliğini göremeyen bir tek her şeyden şikayetçi insanlar değil elbette. Evsiz kimseler ve sokak hayvanları kışın asıl yüzünü görüyor. Bize sadece elimizde bir fincan çay ile pencerenin ardından bakmak mı kalıyor? Bugün oturdum biraz bunu araştırdım. Evsizleri bildirmek için telefon numaraları her yerde paylaşılıyor. Ama bu bildirme işi başta bana çok masum ve yardım amaçlı gelmiş olsa da az önce okuduklarım düşünmeme sebep oldu. Tartışmaları okurken asla o insanlara sormadan bu numaraları aramayın diyenler olduğunu gördüm. Sokaklarda yaşam mücadelesi veren bir insan herkesten çok daha iyi biliyor sığınması gereken bu yardım evlerini ve aramıyorsa bir sebebi vardır, yardım etmek isterken onları zor durumda bırakabilirsiniz denmiş. Bu güne kadar yaşadığım çevrede evsiz birine denk gelmedim. Gelirsem ne yaparım şimdi hiç bilemiyorum. Bir numarayı arayarak yardım etmiş hissetmenin ötesinde şimdi o numarayı ararsam bu insan gerçekte ne ile karşılaşacak acaba diye düşünür oldum. Gerçekten yardım ediliyor mu? Acaba bu numaraları arayanlarınız oldu mu? İnanın çok kafam karıştı ne yapılabileceği konusunda. Çözümlerin ne kadar çözüm olduğunu irdeler oldum.
Sonra bir de şunu gördüm, http://www.empowermentplan.org/. Sitede  Detroit'te bir yardım kuruluşuna bağlı olarak kar amacı gütmeksizin evsizler için geliştirdikleri bir fikirden bahsediliyor. Bu fikre göre soğuk günlerde giyilmek üzere özel bir mont tasarlanıyor. Yalnız bu montu diğer bir çok monttan ayıran en önemli özelliği içine dikilen özel cebin açılınca uyku tulumuna dönüşmesi. Ayrıca yine bu montları dikmeleri için çoğunlukla evsiz insanlara iş teklif ettiklerini ve bu sayede bir kaç ay önce bu montu evi yapan insanların her seferinde başkaları için ev yaptıkları ve bu şekilde bir yardım zinciri oluşturduklarından söz ediliyor. Bu montlardan nasıl temin edilir diye baktım ancak site sadece bağış kabul ediyor ve bağışlar ile mont üretip kendi planladıkları yerel çevrelere dağıtımlarını yapıyor. Yardım etme imkanı sunuyor ancak ben yine kendi sokağımda gördüğüm bir insana bu yolla da yardım edemiyorum. Yine de gerçekleştirmesi çok zor olmayan, gerçekleştiğinde ise fark yaratacak olan bu tarz fikirler için bir adım atılmış olduğunu görmek güzel.
Böyle bir monta sahip değilim belki ama fazladan bir montum var en azından ihtiyacı olan birini gördüğümde verebileceğim.
Sokak hayvanları için yapabileceklerimize bir bakalım şimdi de. Karton kutulardan evleri çok sık görüyorum özellikle, bizim sokağın arkasındaki Sevgi Yolu'ndaki dükkanların önünde. Kedi sever işletme sahipleri kapılarının önüne kolileri bir güzel bantlayıp, küçük bir kapı kesip içine de bir kaç sıcak tutacak kılık kıyafet koyuyor. Ne mi oluyor böyle yapınca? Kime nasıl yardımım dokunur diye yaşayan bu insan kendini çok yormasına gerek bile kalmadan elini taşın altına koyuyor ve en az bizim kadar yaşama hakkına sahip olan canlılara da sıcacık kalbiyle dokunabilmiş oluyor. Ama bir çok kere bunların çöp muamelesi görerek, kasıtlı veya kasıtsız, atıldığını da görüyorum. Çok işe yaramaz ama üzerilerine "Çöp Değildir", "Dikkat Kedi Uyuyor" gibi şeyler yazarak bir iki koliyi kurtarabiliriz. En azından farkındalıklar artar ufak ufak.
Patikondu diye bir fikir de var ki sahibi burada, http://www.patikondu.com/. Bir koliyle olmaz o derseniz, yalıtımlı köpüklerden geliştirilmiş şahane bir fikri var. Sadece kedi için diye düşünülmesin bu korunak evler. Tabii ki daha büyükleri ile köpeklere de ev yapmak mümkün.Unutulmaması gereken tek bir mesele, her gün evinizin atıldığını görebilir ve iyilik yapmaya çalışırken kötülük ediyormuşçasına muamele görebilirsiniz. Motivasyonunuz yüksek olsun.

Mutlu kışlar herkese.
Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...