Ana içeriğe atla

Gelecekteki Ben


kaynak

Az önce çok acayip bir şey yaptım. Uzun zamandır yapmak istediğim ama nedense ertelediğim bir şeydi. Derdim gelecekteki bana mektup yazmaktı. Bunun için güzel bir site duymuştum. Daha önce. Mutlu Keçi paylaştığında görmüştüm. Ama sonra site kapandı gibi şeyler duydum. Zaten adını da hatırlamadığımdan, bir de "gelecekteki ben"in rahatı kaçsın istemediğinden dur bakalım dedim. Sonra dün tekrar aklıma geldi ve bu sefer ne değiştiyse dur şunun rahatını bi kaçırayım dedim ve araştırdım siteyi. İşte burada https://www.futureme.org/ ! Sitenin kullanımı çok kolay. Sadece kime gönderecekseniz mail adresini girip mektubunuzu yazıyorsunuz ve istediğiniz tarihe yolluyorsunuz. Sitenin söylediğine göre 2060'da ulaşacak mektuplar da varmış. Aman ben kendim 2060'a ulaşayım da mektubum ulaşmasa da olur yani dedim ve yazdım uzunca bir mektup. 
Yazdıkça fark ettim ki çok merak ediyorum "gelecekteki beni". Ama bu falcıya giden bir kızın merakı değil, endişeleniyorum onun için. Ya sevdiklerimi kaybettiysem diye korkup onunla birlikte ağlıyor olmaktan endişeleniyorum. Umutlarımdan çok korkularım saklanıyor cümlelerimde. Zaten 10 yıl sonrasına atamadım mektubu sonradan elim varmadı.Sanki 10 yıl  değil 1 gün sonrası olsa koruyabilecekmişim gibi sevdiğim insanları. Yine de azaltarak kendimce zamana engel oldum işte. Tuhaf ikilemler de olsa yaşayın bu deneyimi derim. Çünkü şu anki endişelerimi bilsin ki gülsün istiyorum gelecekteki ben. Eminim ki onun daha büyük endişeleri vardır şimdi, bana çocukluk deyip gülecek.Hep öyle olmaz mı?  Benimki biraz duygusal biraz komik bir mektup oldu.Ayrıca mektuba hemen webcam ile fotoğraf çekip ekleyebiliyorsunuz. Uyuyan kedim Luna'yı gelecekteki bana öpücük göndermesi için uyandırdım ve birlikte bir fotoğrafımızı da yükledim. Bilerek de alakasız bir tarihe attım mektubu. Yoksa kendimi biliyorum bir bir sayarım günleri o mektup gelene kadar. Unutmam, sonra da şaşırmam o gelince.

Bir de en çok mektubu nerede, hangi şehirde, hangi ülkede okuyacağımı merak ettim. Çünkü şu sıralar geleceğimle ilgili plan defterim çok kabarık ve bir o kadar da belirsiz. Son dönemde de çok göçebeyim ama gelecekteki benin bir yerlere kesin yerleşmiş olması gerek artık. Peki hayallerindeki yerde mi, yoksa öylesine bir yerde mi? Bakalım göreceğiz.
Beni geleceğe yolculuğumda yalnız bırakmayın, siz de yazın bir mektup kendinize ve bana haber verin. Dedim kii "Hala blog yazıyorsundur umarım!". O yüzden gün geldiğinde burada birbirimizi bulmayı umut ediyorum.

Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. ne güzel bir yazı olmuş. :) umarım maili aldığında tam da hayal ettiğin yerde olursun. bu arada ben de kendime böyle bir mail yazmıştım aylar aylar önce ama hangi tarihe attığımı hatırlayamıyorum, ne yazdığımı da. geçen kardeşimin kendine attığı mail geldi de o zaman anımsadım. bakalım ne zaman gelecek. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de unutup gitmeyi diliyorum ama çok zor olacak gibi. Böyle şeylerde beynim tilki gibi çalışır asla unutturmaz hatta dün rüyamda gördüm sen düşün yani :) Ama umarım dediğin gibi olur ve hayal ettiğim yerde okurum mektubu. Acaba sen neler beklerken neler değişti? Hayat çok acayip gerçekten :)

      Sil
    2. cidden hayat çok değişken, çok plan yapmadan karşına çıkan sürprizleri değerlendirmek en güzeli. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Sabahları 5'te uyanmak (Kargalara selam olsun)

 Ey uykucu ahali ve çok sevgili kargalar! Toplanın yamacıma, neden sabah 5’te kalkıyorum, nereden çıktı bu iş ve nereden geliyor  bu motivasyon onu anlatmaya başlıyorum.  Birden fazla motivasyon kaynağım var aslına bakarsanız. Yapmak istediklerim, yarım bıraktıklarım, sabahın sessizliği, gün doğumunun güzelliği, kendime zaman yaratma ihtiyacım falan filan diye başlıklarım uzar gider.  Ama yine de hepsi birlikte toplanıp gelse bile beni yataktan çıkarmaya yetmiyordu. Uyanmak için tek bir şartım vardı; “havanın aydınlanması” .  Sabahın karanlığı bana geceleri uyanıp işe gittiğim günleri hatırlattığı için işi bırakmamla birlikte (bilmeyenler için mini bilgi, hostestim) fark etmeden yeni bir alışkanlık geliştirmiş oldum. Hatta bu alışkanlığın kendime koyduğum bir kural olduğunu sonradan fark edecektim; ''  artık hava aydınlanmadan uyanmana gerek yok, artık karanlıkta kalkmak zorunda değilsin,artık gece uykunu bölmek zorunda değilsin... '' Bunu kendime ödül olar...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...