10 Ocak 2015 Cumartesi

Kedili Ajanda ve Turuncu Tilki

Üç gündür süren ajanda arayışım bugün mutlu bir zil sesi ile sona erdi. Hele dün tüm gün fellik fellik ajanda aradım her kırtasiyenin kapısını çalarak. Özelleştirilmiş bir şeyler istiyordum ama aramalara çok geç başlamıştım. Sonra internette bir güzel ajanda görüp ilk bakışta vurulmuştum. Kendisi Kırmızı Kedi Yayınevi'nin çıkarmış olduğu "Kedili Ajanda" olmakta. Ama kitapçıda onu bulup dokunmam, internetteki ile ne kadar örtüşüyor bir görmem lazım diye düştüm yollara işte. Aradım taradım yok. D&R 'da ise son darbeyi aldım, "Bir tane kalmıştı ama tükenmiş malesef". O "malesef" beynimde çınladı desem abartmış olmam. Ben yine de görevlinin "Şuradaydı ama" dediği rafın önünde en az on dakika geçirdim. Tüm defterlerin önünü arkasını aradım çılgınca bir sevda ile. Ve elim boş çıktım oradan da. Eve gidince de internetten verdim siparişini ama kim bilir ne zaman gelir diye de eğdim boynumu öne. Zaten ocak ayının ilk haftası gitti daha da giderse sayfalarım boş kalacak, güzelim defterime haksızlık olacak diye üzülüyorum. Bir de ben çok alıştım en geç 2 güne teslim diyen ama günlerce bekledikten sonra siparişi iptal eden özellikle internetten kitap alışveriş sitelerine. Şimdi siparişini verdim ya kim bilir ne zaman gelir...
Ama bu kez öyle olmadı. İlk defa alışveriş yaptığım bir site olan http://www.babil.com/ bana bir ilk yaşattı ve ertesi gün sabahın erken saatlerinde kapım çalındı. Şimdi çok mutluyum işte. O yüzden de henüz bu siteyi kullanmayanlara kendisini takdim ediyor ve şiddetle tavsiye ediyorum. Bir de dayanamayıp çok eskiden okuduğum ve hiç hatırımda kalmamış bir kitap olan "Şeker Portakalı"nı aldım kütüphaneme eklemek için. Kargo paketinin içinden babil.com'un özel tasarımı baykuşlu kitap ayraçları çıkınca hem şaşırdım, hem sevindim. Zira şu güne kadar yine onlarca kitap alarak alışveriş yaptığım hiç bir kitap sitesi bir kuru dal bile koymamıştı pakete. Bu tarz küçük eklerin müşterinin kalbini nasıl da fethettiğini hatırlatmak isterim kendilerine.
Sonuç olarak bugün ben ajandama kavuştum ve o elime geçene kadarki sürede geçmişte kalan yeni yılın eski günlerinin altını bir bir doldurdum. Bugüne kadar ajandaları hep 1-5 yıl geriden olmak üzere ders defteri olarak kullandım. Babamın iş yerinde gördüğüm tarihi geçmiş ne kadar ajanda varsa hepsini inceleyip en güzellerini ayırma sevdam sayesinde üniversite hayatımda bir defter almışlığım yoktur. Bazen de bayram şekeri gibi ajanda dağıttım hatta arkadaşlarıma. Ama bir ajanda gerçekte nasıl kullanılır, o mu beni organize eder ben mi onu daha bunları deneyimleme şansım olmamıştı. İşte o yüzden bu yıl bir başlangıç yapayım dedim, madem ki değişimler kapıda. Dolu dolu bir hayatım yok henüz ama ben ajandamı günlüğümün fragmanı gibi kullanmaya karar verdim. Zaten ilk ajandamı sıkıcı iş planları ile doldurmaya da hiç niyetim yok (İşsizim demiyor da). Öhöm neyse, şöyle ki sayfalarında tarih olduğu için gün ile ilgili küçük notlar almak kolaylaşacak. Günlüğümün yerini tutamaz tabii ki ama çoğu kez ona ve bloga yazmam için de teşvik edicim olacak. Ama en çok da uzun uzadıya yazmadan koca bir yılı kayıt altına almış olmamı ve unutup gitmememi sağlayacak.
Vallahi sırf bunu söylemek için geldim bu kez, başka ilgi çekici bir şey yok. Bir tek bugün kar yağar gibi oldu İzmir'de işte. Ama yağmak yerine döne dolaşa uçmayı ve yere konmamayı tercih eden kar tanecikleriydi her biri. Ve eminim ben ve annemden başka kimse görmedi onları. Çünkü insanlar aşağıda hayat koşuşturmacasındayken gökyüzüne bakmayı ihmal ediyor her zaman. Bu kar tanecikleri de inadına görülmemek için uçmayı öğrenmişti zaten.
Bu arada bizim evde iyiden iyiye bir kış havası. Boza falan içer olduk. Hiç de alışkanlığımız yoktur aslında. Hatta geçen yıl sevmemiştik tadını da koca şişe boşa gitmişti kimse içemeyince. Ne değişti geçen yıldan bu kışa bilmiyorum ama iki gecedir bir boza-leblebi klasiği ki sanırsınız yıllardır hayat tarzımız.
Çok dağıttım burayı, farkındayım. Ama hazır dağıtmışken son bir ek yapıp kaçayım. Dün sözde ders çalışacakken aa birden bire çok mistik bir şekilde kendimi çizim yaparken bulmayayım mı? Hani ders çalışmamak için böyle şeyler yapan biri de değilimdir oysa(!) Ama hakkımı yemeyelim, tek seferde çok da tatlı bir tilki çizdim. Şimdi ne onu ne de Kedili Ajandamın fotoğraflarını ekleyemiyorum ama tilki için ilham kaynağımı buraya ekleyip renklendireyim yazıyı. Siz bir hayal edin bakalım ben bu tilkiyi nasıl çizmiş olabilirim acaba? Tilkiyi tilkilikten çıkararak mıııı, yoksa tilki öyle olmaz böyle olur diyerek miiii? Bilemeyiz.
 
Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

4 yorum:

  1. Yaa çok şeker olmuş bu yazı içim açıldı. :) Bide şu çizim işine ben de el atıcam artık. Hiç kabiliyetim yok ama bir sürü boya kalemim var, değerlendirmek lazım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o kalem bolluğu hiç sorma. Kalemliklere sığdıramaz oldum da en sonunda orta boy bi saksıda buldum çözümü. Şimdi ööööyle masamın çiçekleri gibi çeşit çeşit renk renk kalem yazmayı çizmeyi bekliyor. Bence çok güzel değerlendirirsin sen de bir başlarsan. Güzel basit bi görsel bul internetten sonra da kendine zaman tanı. Taklit ederek çizmeyi öğrendikten bir süre sonra insan zihnindekileri çok daha rahat çizebilir hale geliyor. Pes etmemek lazım :)

      Sil
  2. Bana aynısı hediye geldi biliyor musun? Yani aynı ajandaları kullanıyoruz resmen :)) Ben de çok sevdim.. günlüğün yeri ayrı ama kısa notlar&hatırlatmalar için ajanda şart hele ki kediliyse :))
    şeker portakalını yakın zamanda yeniden okuduğumda anladım ki...tekrar tekrar 3-5 yılda bir okunmalı bu kitap :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak buna çok sevindim işte :) Bence seneye bana da hediye gelecek Kedili Ajanda bu postun sayesinde hehe. En çok da sayfa sonlarındaki sözlere bayıldım. Yıllanan kedi sevgim karşısında bana inanmayan insanlara verebileceğim bir kaç cevap var o notlar sayesinde. Ayrıca ben seninle ilgili bir post oluştururken senin benim blogumda dolaşıyo olman ne hoş bi tesadüf böyle. Yazıyı yazarken yorumun mailini alıp inanamamak çok hoştu doğrusu =)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com