Ana içeriğe atla

Apartman Sohbetleri Hakkında

''Apartman Sohbetleri Meydan Okuması'' daha şimdiden kalabalıklaşıyor ve ben keyiften dört köşe oluyorum. Konuyu komuşuyu çağıranlar, şimdiden yazanlar veya yazacaklarını listeleyenler var ve hepsini sarılıp öpmek istiyorum.


Buraya geçerken uğradıysanız ve nedir bu Apartman Sohbetleri derseniz şuraya alabiliriz sizi. 

İlk soruyu ev sahibesi olarak önceden yazdım biliyorsunuz. Sorumuz ''Nasıl Bir Apartmanda Büyüdün?'' idi. Onu yazdıktan sonra araya biraz zaman koydum ki, hafta sonu buluşması gibi olsun, çalışan çalışmayan herkes bu sohbete gelebilsin dedim.

Şimdi bu yazıda Meydan Okuma ile ilgili aldığım bazı sorulara şöyle bir açıklık getirmek istiyorum.

  • Bu meydan okumaya katılım aşırı serbesttir. Katılmak için blog yazmanız gerekmez. Buraya uğrayıp, yazıların altına kendi cevaplarınızı yazarak da katılabilirsiniz. Maksat biz bize sohbet etmek ve herkesin hayatındaki geçmiş güzel anıları canlandırmak. 
  • Düzenli yazamam deyip meydan okumaya katılmaktan çekinenler, ama soruların cazibesinde aklı kalanlar var. İstediğiniz soruyu yazın. İster sırayı takip edin, ister etmeyin. Canınız hangi soruyu çekerse Apartman Sohbetleri'ne oradan katılabilirsiniz. Ve istediğiniz yerde de bırakabilirsiniz. Sadece tek bir soruyla katılıp bitirebilirsiniz bile. Yeter ki herkesle bir kahve içip sohbet edebilelim.
  • Yazmasam ama video ile katılsam dedi Kahve, mesela. Ve dediği gibi yapıp ilk soruya video ile cevap verdi. Of o kadar enfes oldu, o kadar samimi oldu ki onun o yaptığı. Adeta evime gelmiş, ya da ben onun evine gitmişim de çocukluk anılarımızdan konuşuyormuşuz gibi bir histi.  Her ne kadar şu an blogdan o yazıyı ve videoyu imha etmiş de olsa (tabii ki gözümden kaçmadı sevgili Kahve Hanım), yaptığı şeye aşık oldum. Sabah mutluluğuydu benim için gerçekten. Yani demem o ki, illa yazmaya da gerek yok. Video çekmek isteyen öyle yapsın, çizmek isteyen buyursun çizsin. Ne bileyim, ya da hiç bir kelime yazmayıp, konuşmayıp fotoğraf paylaşsanız bile olur. Sohbet etmek için kurallara ihtiyacımız yok ki.
  • Sorular hakkında yazarken akla gelenler, anlattıkça anlatılan detaylar en güzelleri. ''Aa, şimdi bunu anlatırken aklıma bak ne geldi'' denilip, akabinde sorulan bir soru mesela. Böyle kendi kendinize konuşurken aklınıza gelen soruları da ekleyebilirsiniz bu meydan okumaya. Uzayan sohbetleri severiz ne de olsa, öyle değil mi? Aman sabahlar olmasın, meydan okumalar bitmesin! :)
  • Tek istediğim kendinizi yorumlarda belli etmeniz. Böylece ben de sizin apartmana bir uğrar, size misafirliğe gelebilirim. Laf lafı açar ve bu meydan okuma sayesinde kaynaşır gideriz.

Hadi bakalım, yarından itibaren ikinci soruyla devam ediyorum ben. Sizi de kahvaltıya olsun, akşam kahvesine olsun ya da ne bileyim gece yatısına olsun, sorunun cevabıyla bize beklerim.


Tüm sorular için tekrar buraya  t ı k   t ı k . . . 


Sevgiler,
İlham Kedisi

Yorumlar

  1. <3

    Harbi sevdin mi?
    Dün çektim ikincinin cevabını ama, yüklememiştim.
    Şimdi ikiyi de cevapladım.

    Akşama da diğerlerinin cevapları okuycam.
    Öpücüks halay

    YanıtlaSil
  2. Çok sevdim ben de katılayim konu apartman komşuluk olunca dayanamam. Sevgiler ☺

    YanıtlaSil
  3. izninizle bu meydan okumaya bende katılabilir miyim ? Sizden de bahsederek tabi ki

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meydan Okuyorum!

Ben geldiiim! Hem de öyle bir geldim ki, ellerim kollarım dolu bir şekilde! Evet, bir sürprizim var. Bu blogda daha önce yapılmamış yepyeni bir şey ile çıkageldim yine. 2017 hayatımda olduğu kadar blogumda da türlü türlü yeniliklere ev sahipliği yapıyor. Hazır lafı gelmişken şimdiye kadar çok sevdim kendisini, umuyorum aramız açılmaz diye de belirtiyor, yeni yılın kulağını ufacık bir çekiyorum. Her neyse, gelelim sürprizime... Hazır mıyız?  Ver trampetlerle gerilim müziğini hızlı hızlı;   ''  tıpıtıpıtıpı tııııııp''... Duyduk duymadık demeyin! Bu bir   CHALLENGE   , bir    SALANJ   bir   MEYDAN OKUMA  yazısıdır! İstenilen  herhangi bir şekilde adlandırmak ve hunharca katılmak serbesttir! Hodri meydan demeden önce konuyla ilgili bahsetmek istediğim şeyler var. Konumuz '' Apartman Sohbetleri ''. Ve konunun da, soruların da sahibi  İlker Gümüşoluk . YouTube'da videodan videoya zıpladığım bir gün, şans...

Osaka'ya Uçtum!

Turna kuşu bilinen en eski origami figürüdür. Aynı zamanda özel bir anlamı vardır. Bin tane turna kuşu yapan kişi bir dilek hakkına sahiptir. Japonlar güzel dilekleri için turna kuşu yapmayı sihirli bulurlar. Nereden mi biliyorum? Üniversite son sınıftayken keşfedip katıldığım bir origami atölyesinden. Bu atölyeden bana kalan turna kuşu figürü hiç unutmadığım, gözüm kapalı yaptığım bir şey oldu benim için. Origami kağıdı bulduğum zamanlarda şanslıydım. Ama çoğunlukla ya renkli bir kağıdı, ya bir gazeteyi, ya da eski bir kağıt parayı origamiye çevirdim. Hiç bir şey yapamadığım zamanlarda elime bir kağıt alıp katlamayı ve onu kuşa çevirmeyi sihirli buluyorum ben de. Turna kuşu sayım bin oldu mu bilmiyorum. Hala bir dilek hakkım oldu mu bilmiyorum. Büyük dileğim için en baştan oturup bin tane kağıt katlamaya başlasam iyi olur. Ama son zamanlarda evrene gönderdiğim mesajların bir şekilde iletildiğinin de farkındayım. Bundan çok önce, daha origami yapmaya bile başlamadan önce kendime -kend...

Almaty'e Uçtum!

Sevgili blog, Seni çok sevdiğimi ama defterimin yerinin apayrı olduğunu biliyorsun değil mi? Biliyorsun, çünkü arada bir bu gerçeği başına kakıyorum. Eski bir alışkanlık deftere yazmak... Az evvel ilk yazıyı yazdığım tarihe baktım da 2013, Temmuz'a ait. Ki bu ilk defterim değildi, ilk yazım kim bilir nerede ve ne zamana ait. Başka defterler de bitirdim, evet. Ama 3 yıldır çok az da yazsam benimle bu kadar çok gezen, nereye gitsem çantanın veya valizin bir köşesinde yer alan başka bir defterim olmamıştı. Bu defterimin arasında, gittiğim yerlerden topladığım yapraklar, kokladığım çiçekler, biletler, bir broşür, Uganda'ya ait seçim kağıdı (valla var) ve hatta bir tane de milli piyango bileti var- amortisiz. Sanki blogda fotoğraflarla kaydedebildiğim anılara ait ruhları da defterime hapsediyorum gibi bir his aslında bunları yapmamın sebebi. O güne ait çiçeğin kokusu, rengi defterin yaprağında iz bırakıyor ve bu bana daha canlı bir şey gibi geliyor. Ama yine de defterime çok yazamı...