17 Nisan 2016 Pazar

(6) Bir kedi insanı kolay yetişmiyor

Ne kadar çılgın bir kedisever olduğumu bilmeyen yoktur çevremde. Sonuçta başka nasıl İlham Kedisi olabilirdim. değil mi ama? Bu günlere de kolay gelmedim ama bilmeni isterim.
Epey başa almak istiyorum bu yazıda. Zira ilginç hikayeler barındırıyor.
Ben doğduğum zaman bizimkiler henüz ev sahibi değilmiş. Babaannemlerin evinde doğmuşum ben de. Biz oraya hep ''Bahçe'' derdik. Çünkü çooook büyük bir bahçeydi. İki katlı, teraslı, kendi halinde bir evleri vardı bu bahçede. Bahçenin sonunu o küçük boyumla hiç bulamamıştım ben. İçinde zeytinlikler, mandalina ağaçları, portakallar, incirler ve daha hatırlayamadığım niceleri vardı. Sadece ağaçlar mı? Kocaman çoban köpekleri, inekler, kuzular, tavuk ve horozlor da cabası. Yok yoktu o bahçede.  Bu kadar hayvanın içinde ilk kader ortaklığını bir inekle yapmışım ben. İneğimizin adı (sıkı durun) Arzu-2. Yani benim ikinci versiyonum. Vallahi yalan değil. Annem koymuş ineğin adını da. Ama bi sor neden öyle koymuş...
Ben Bahçe'de doğduktan bir kaç gün sonra ineklerden biri doğum yapmış. Annem de tesadüfen bu olaya şahitlik etmiş. Öyle etkilenmiş ki yıllarca anlattı, hala da anlatır. Bu hayvan doğum yaparken öyle bir duruşa sahipmiş ki, kaskatı duruşundan hiç acı çekmiyor sanarmışsın. Ama gözlerinden damlayan yaşları bir tek annem görmüş. Düşen her damla toprakta tap diye bir ses ve sonra da iz bırakmış. Böyle kim bilir kaç damla yaş akmış hep gözlerinden. Annem bırakamamış tabi onu öyle. Doğum bitene kadar yanı başında durmuş. O ağladıkça annem de ağlamış. E sonra ne olmuş. Doğan buzağı kardeşin adı Arzu-2 olmuş. Kendisi benden hızlı büyüdüğü için tanışamadık tabii ama hikayesi hep kaldı aklımda.
Sonra ben büyüdükçe Bahçe'yle ilgili anılarım da şekillenmeye başladı. Bahçenin her yeri farklı bir keşifti benim için ama kaybolmaktan korktuğum için hiç yalnız keşfe çıkmazdım. Bir de köpekler vardı korktuğum. O dev köpekler. Hep havlayarak üstüne koşarlardı insanların. Bahçeye yabancı girmesin diye yaparlardı bunu ama benim aklım giderdi bana da koşacaklar diye. O yüzden yıllarca köpeklerden çekindim mesela ben. Ama sonra geçti.
Anaokula gittiğim yaşlarda babamın bir motosikleti vardı. Beni arkasına alırdı, giderdik bahçeye hafta sonları. Uzun patikadan aşağı biz motosikletle bahçeye doğru inerken sağlı sollu etrafımızı sararlardı hav hav diye. Sırf bana uyuzluğuna yapıyorlardı bence ama neyse.
Ben öyle ilkokul dönemim boyuncu büyük hayvanlara hiç sokulamadım. Kuşum vardı ama, Maviş'im. Bir dönem tuhaf hareketlere girişince aile heyeti ona bir eş almanın uygun olacağını düşündü. Siz düşünün neler yapmış olabileceğini. Böylece Yeşim girdi hayatımıza. Ama çok yaşamadı. O öldükten sonra da Maviş'in huyu çok değişti. Küstü, yemek yemedi, uçmamaya başladı yani büyük bir bunalıma girdi. Sonra o da öldü. İki kuşum daha oldu hayatımda, yeni Mavişlerim. En sonuncusu öldüğünde ben lisedeydim artık. Onlarla büyüdüm.
Sonra bir gün ben lisede yatılı okurken annem eve bir kedi aldıklarını söyledi. Kedi! Hiç hayal edemediğim bir şeydi. Hele ki bizim evde bir kedi. Duyar duymaz meraktan eve gittiğimi hatırlıyorum. O kediyi görmeye. Hayalet gibi bir şeydi doğrusu. Bembeyaz cılız bir Ankara kedisi. Ne yese gaz çıkarıyordu bi de hiç unutmuyorum. Şimdilerin prensesi o zamanlar pisliğin tekiydi. Ben eve geldiğimde beni tanımak için her yerimi bi güzel koklayıp sonra yalama operasyonuna başlamıştı. Yüzüme kadar her yerimi minik diliyle yalamıştı. Ertesi sabah uyandığımda aynada yüzüme bakınca bir terslik var diye düşündüm. Yüzüm, göz kapaklarım fazla şişti sanki. Hakikaten o göz kapaklarının hali neydi? Kedidir kedi, vallahi o kedi dilindendi. Doktor demişti, bugüne kadar hiç kediyle aynı ortamda bulunmamışsın ve vücudun tepki göstermiş ama korkma alerji değilsin. Geçici bir şey diye.
O günden sonra ben bir kedi insanı olmuştum işte! O dilini ısırdığımın Luna'sı sayesinde artık nerde kedi görsem sırnaşıyorum. Dayanamıyorum asla! Şimdiki evimde bir kedim yok ne yazık ki. Çünkü yalnız yaşamıyorum. Ama bir gün kedili günler geri gelecek. Evet, 6. gün sorusuna haykırarak cevap vermek istiyorum ve diyorum ki 'Kediyle yaşamak istiyorum beeeen!'
Buradan Luna ve Fındık kedilerime de selam yollamak istiyorum. Çok özledim sizi haytalar!
Soldan sırasıyla: Luna, İlham Kedisi, Fındık
Bu fotoğraf da kedilerimle en sevdiğim hatıra fotoğrafım :)

Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

3 yorum:

  1. bildiğin eski tarz aile fotoğrafı ayol! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoplayıp zıplama peşinde olmasalardı ve kucağımda dursalardı tam olarak öyle olabilirdi ama haylazlık kedide durduğu gibi durmuyor işte 😁 :)

      Sil
  2. Bahçe'de mi doğdun?! Bu başlıbaşına bir yazı konusu, lütfen anlat!
    Bu arada ben köpekçiyim ama kedilerim de oldu, bir gıdım daha az olsa da onları da çok severim tabii, ama kedi acaip bişey, ona sahip olamıyorsun, o isterse sana sahip oluyor ama sende takıntı oluyor, 1 kedi al sonra kedisiz yaşayama! :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com