28 Nisan 2016 Perşembe

(15) Kış kalp ben

İlham Kedisi'ne sormuşlar;

+ En sevdiğiniz mevsim nedir?  A) Yaz  B) .!'^+.

- B! B! B!!


Yaz benim mevsimim değil o kesin. Bu zamana kadar yaz dışındaki tüm mevsimlere ayak uydurabildim de bir tek yaz ile yaşamayı beceremedim. Yazın tası tarağı toplayıp yazlıklara kaçan bir ailenin çocuğu olsaydım amenna, o zaman yaz benim de bebeğim olabilirdi. Ama ben böyle büyümedim. O bakımdan belli bir yaşa kadar ilkbahar diye cevapladım bu soruyu. Sonra ilkbaharla aramız bazı alerjik sebeplerden ötürü açıldı. Şu anda da geniz akıntısı ile yazıyorum bu yazıyı zaten. Çok aşırı seviyorum hırkalı dolaşmayı, çiçekli yemyeşil yollarda yürümeyi, hele ki o çiçeklenen meyve ağaçlarını! Müthiş bir güzellik ilkbahar. Ama hapşururklarla, tınsırıklarla geçince ondan da keyif anlamında istediğim verimi alamıyorum.
Sonbahar da arada bir anda gelip geçiyor. Ben sonbaharı hiç yakalayabildiğimi hatırlamıyorum. Bir anda gelişiyor o tüm renk değişimleri ve sonra tüm yapraklar yerde. Çok seviyorum sevmiyor değilim ama bir anda gelip gidiyor, kışa karışıyor, bahara karışıyor  ve o hep arada kalıyor benim için.
Tüm şartları değerlendirdiğimde kış benim adamım olup çıkıyor. Versinler bana kışı, karı, yağmuru yaşarım ben. Kat kat giyinmek de benim işim zaten, bayılırım şapkaya, bereye, atkıya! Yüz milyon tane berem olması da bundandır. Benim kışın bir gününde beresiz gezmişliğim görülmüş şey değildir.
Kışın hava daha temizdir aslında. İstanbul'da egzoz ve is yüzünden bu böyle olmasa da, bu kış gittiğim şehirlerde kışın ne kadar sağlıklı bir mevsim olduğunu gördüm. Bir kere buz gibi havada mikropların hepsi ölüp gidiyor. İnsanlar dipdiri bir cilde sahip. Yaşlanmıyor alçaklar!
Sabahın ilk ışıklarında aldığın o temiz hava yok mu o temiz hava! %100 saf oksijen etkisi yapıyor İstanbul'dan gelen insana. Helsinki'yi yazmıştım Ocak ayında hatırlarsanız. O soğuğu hala unutamıyorum ama geldikten sonra tekrar düşündüm de... Uygun kılık kıyafeti verseler ben orada yaşarım ya! Burnumdan geçen o güzelim soğuk ve tertemiz hava için her şey kabulum olurdu.
Ayrıca yeni yıl gibi müthiş bir heyecan da kışa ait. Tek geçerim işte bunu!

Gel gör ki bu kış çabuk geçti benim için. Öyle kahveli, kitaplı keyifler de çok yapamadım içimde kaldı. Şimdi ise gerçeğim bahar ve alerjik rinit.

Sevgiler,
İlham Kedisi
Share:

5 yorum:

  1. Canım Arzu, çok geçmiş olsun... Belki bugünlerde postacı kapını çalar ve minnak bir sürpriz bırakır sana :)
    Görsel de çok tatlı...
    Kışın en çok kestanesini severim ben de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı balıkcığımm 🙃 O kestaneler benim de kıymetlim ya çok seviyorum. Küçükken sobanın üzerinde pişirme gibi yöntemlerimiz vardı, şimdi fırında yapıyorum eskisi gibi güzel olmuyo ama yine de yapıyorum :) Olsa da yesek şimdi. Postacıyı dört gözle bekliyoruumm 💙

      Sil
  2. Ama sizinkide güzelmiş :) yazı, Baharı sevmek elbet kolay, kolaysa kışı sevin dimi ama :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle :) Kışsever olmak kolay iş değil sonuçta 😊😊

      Sil
  3. Kusura bakmazsan Helsinki'yi görünce ben o sayfaya gittim :)
    Off kar altında kalan bisikletler, kartpostallar... Çok beğendim :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Hakkımda

Fotoğrafım

Siz şimdilik beni blog yazan bir İlham Kedisi olarak tanıyın.

İlham'ın İzleyenleri

Bu Blogda Ara

Yazılardan haberim olsun dersen buraya mail adresini bırakabilirsin.

Severek okuduklarımdan

Instagram

E-Mail

ilhamkedisi@gmail.com